(4721 S. K. m. 994, 995) (818 S. K. m. 18) (HGK. 07.02.1990 T. 1989/3-602 E. 1990/56 K.)
Dava: Dava dilekçesinde 3.000.000.000 lira ecrimisilin faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın reddine dair verilen hükmün temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması davacı tarafından istenilmekle taraflara yapılan tebligat üzerine duruşma için tayin olunan günde temyiz eden davacı Ruhi Sezer geldi. Aleyhine temyiz olunan davalılar Z.Sezer ve Ark. gelmediler. Evrak üzerinde inceleme yapılarak işin karara bağlanması için bazı nevakısın giderilmesi için mahalline iade edilmiş olup, bu kere yeniden gelmekle bütün kağıtlar okunarak, tetkik hakiminin açıklamaları dinlenip, gereği düşünüldü:
Karar: Dava dilekçesinde davacının murisi adına tapuda kayıtlı 1483 ve 1489 parsel numaralı taşınmazların davacıdan mal kaçırmak amacıyla muvazaalı olarak davalıya devir edildiği açılan tapu iptal ve tescil davasının kabulüne karar verildiği iddia edilerek murisin ölüm tarihinden itibaren ecrimisil talep edilmiş, mahkemece tapu iptali ve tescil davası sonucunda verilen kararın 07.11.2003 tarihinde tapuda işlem yapıldığı, davacının bu tarihten önce tapuda hissesinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davacının murisinin nizalı taşınmazlarda bulunan hissesini önce dava dışı H. Kargoğlu'na onun da davalılardan melek Sezer'e tapu kaydında satış olarak göstermek suretiyle devrettiği, yapılan bu devirlerin diğer mirasçılardan mal kaçırmak amacıyla yapıldığı, davacı tarafından açılıp kabul ile sonuçlanan Ünye Asliye Hukuk Mahkemesinin 2001/380-E, 2002/308-K sayılı dava dosyasından anlaşılmaktadır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 7.2.1990 gün ve 1989/3-602, 1990/56 sayılı kararında da kabul edildiği gibi, murisin muvazaalı olarak taşınmazı devir ettiğinin mahkeme kararı ile tespit edilmiş olması halinde, taşınmazı elinde bulunduran davalı baştan beri kötü niyetli sayılır ve ecrimisil ödemekle sorumlu olur. Dairemizin yerleşmiş uygulaması da bu yöndedir.
Davalılardan Melek Sezer'in muvazaalı işlemin içinde olduğu ve iyi niyetli olmadığı kesinleşmiş mahkeme ilamı ile sabittir.
O halde mahkemece davacının hissesine göre ecrimisile hükmedilmesi gerekirken yerinde olmayan gerekçelerle davalı Melek Sezer hakkındaki davanın reddedilmiş olması doğru görülmemiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 02.05.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy