(4721 S. K. m. 993)
Dava: Dava dilekçesinde 4.021.395.000 lira ecrimisilin faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Davada, kök muris tarafından muvazaalı olarak davalıya devredilen daha sonra tapu iptali tescile konu olan taşınmaza ilişkin olarak dava tarihinden geriye doğru 5 yıllık ecrimisil istenilmiş; mahkemece muvazaaya dayalı tapu iptal ve tescil kararının kesinleşmesinden öncesi için ecrimisil istenilemeyeceği ve 2003 yılı için de tarafların taksimle kendi hisselerini kullandıkları gerekçesiyle 2001 ve 2002 yılı için tespit edilen ecrimisile hükmedilmiştir.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Ancak, dava konusu taşınmazın, kök murisin mirasçılarından mal kaçırmak amacıyla muvazaalı olarak davalıya bağışlandığı böylece yapılan işlemin geçersiz olduğu kesinleşen ilamda tespit edilmiştir.
Yerleşik Yargıtay uygulamalarına göre, ecrimisil davalarında muris tarafından muvazaalı olarak yapıldığı sabit olan sözleşme ile taşınmaz mal iktisap eden davalı (muvazaanın tarafı olarak) iyiniyetli zilyed kabul edilemez. HGK'nun 17.12.2003 gün, 1-772 E.,782 K. sayılı ilamında da benimsendiği gibi; muvazaalı sözleşmeler yapıldığı andan itibaren taraflar arasında hüküm ve sonuç doğurmayacağından muvazaaya dayalı açılan dava sonunda verilen karar, yenilik doğurucu (inşai) bir hüküm değil, açıklayıcı (ihdasi) bir hüküm niteliğindedir. Bu nedenle baştan itibaren kötüniyetli zilyed olan davalı, tapu iptali ve tescil kararının kesinleşmesinden önceki dönem itibariyle de ecrimisilden sorumludur.
O halde, mahkemece 2003 yılı için doğru olarak ecrimisile hükmedilmemiş ise de bu yılın dışındaki 1999-2002 tarihleri arası ecrimisile hükmedilmesi gerekirken, delillerin yanılgılı değerlendirilmesi sonucu sadece iki yıl için ecrimisile karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 10.05.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy