(4721 S. K. m. 756)
Dava: Dava dilekçesinde suya vaki müdahalenin men'i istenilmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Karar: Davada, davacı köy hudutları içinde bulunan ve öteden beri köylünün ortaklaşa olarak içme ve zirai kullanımda yararlandığı yeraltı kaynak suyuna davalı tarafça herhangi bir üstün hakka dayanılmadan müdahale edildiği ileri sürülerek vaki elatmanın önlenmesi istenilmiş; mahkemece ilk önce davacı köye yeterli su sağlandığı gerekçesiyle istemin reddine karar verilmiş, davacı taraf temyizi üzerine Dairemizin 13.5.2003 gün, 5610 E, 5910 K. sayılı ilamla: Davaya konu su kaynağının, ormanlık alanda yer aldığı, böylece genel sulardan olduğu, herkesin kadim ve öncelik hakları gözetilerek, faydalı ihtiyacı oranında bu sudan yararlanabileceği doğru olarak mahkemece de kabul edilmiştir.
Ne var ki, her iki tarafın da dava konusu suyu kullanımda kadim hakları bulunmadığı belirlenmiş ise de öncelikle kullanım hakkının hangi tarafta olduğu açıkça saptanmamıştır.
Ayrıca, davacı köye 3.5 lt/sn su verildiği bunun 3000 nüfusa yetebileceği ve yörede başkaca da su kaynakları bulunduğu belirtilmiş ise de, her iki köyün insan-hayvan ve sulanabilir arazi miktarı araştırılmamış, başkaca kaynaklardan fiilen yararlanıp yararlanmadıkları varsa katkı oranları belirlenmemiş bu yönde zirai bilirkişi marifetiyle keşif ve inceleme de yapılmamıştır.
Eksik incelemeye dayalı olarak hüküm kurulması isabetli bulunmamıştır.
Mahkemece yapılacak iş, mahallinde yeniden mahalli bilirkişi ve tanık anlatımları alınmalı, öncelikli kullanım durumu açıklığa kavuşturulmalı, resmi birimlerden her iki köyün nüfus, hayvan ve sulanabilir arazi miktarı araştırılmalı, zirai bilirkişiden tarafların ihtiyaç durumları bilimsel verilere uygun olarak tesbit ettirilmeli fiilen yararlandıkları sular varsa bunların debisi ve katkısı Jeoloji bilirkişi yardımı ile belirlenmeli, yapılacak keşif ve araştırma sonucunda, öncelikli kullanım hakkı bulunan taraftan artan su olup olmadığı saptanıp sonucuna göre hüküm kurulmalıdır. Denilmek suretiyle mahkeme red kararı bozulmuş, mahkemece bozmaya uyulmakla birlikte davalı köyün uyuşmazlığa konu suyu içme suyu ihtiyacında kullandığı belirtilerek davanın yeniden reddi yönünde hüküm kurulmuş olup, davacı tarafça karar temyiz edilmiştir.
Her ne kadar mahkemece Yargıtay bozma ilamına uyulmuş ise de, bozma gereği tam olarak yerine getirilmediği gibi, toplanan delillere göre de yanılgılı değerlendirme sonucu istemin reddine karar verilmiştir.
Nitekim, her iki köyün başkaca yararlandığı su kaynakları tümüyle tesbit edilmemiş, köylerde bulunan hane sayısı (resmi birimlerden sorularak) ortalama nüfus da tam olarak belirlenmemiştir. Bozma öncesinde alınan 1.6.2002 tarihli T. Öndaş imzalı raporda davalı köyün yararlandığı su miktarı (2. ve 3. bölge) toplam 55 lt/sn olduğu açıklandığı halde bozma sonrasında aynı bilirkişinin sunduğu 10.11.2004 havale tarihli raporda bu yönde bir tesbite yer verilmemiştir. Ayrıca her iki rapor arasında çelişki olduğu da gözetilmemiş uzlaştırıcı bir rapor temin etme yoluna da gidilmemiştir.
Zirai bilirkişi raporunda davalı Köyün içme ve sulama suyu ihtiyacı (ilk rapordaki 55 lt/sn suyun varlığı gözetilmek suretiyle) bulunmadığı buna karşın davacı köyün zirai sulama ve hayvan içme suyuna ihtiyaç duyduğu, doğru olarak tesbit edilmiş olmasına rağmen ve de davalı köyün içme suyu önceliği de olmadığı halde istemin tümüyle reddi isabetli bulunmamıştır.
Mahkemece, yeniden üç kişilik (Jeoloji, zirai ve mahalli) bilirkişiler marifetiyle keşif, uygulama ve araştırma yapılmak, eksiklikler tamamlanmak, her iki köyün dava konusu kaynaklardan içme suyu ihtiyacı olup olmadığı kesin olarak saptanmalı, varsa içme suyu ihtiyacının öncelikli olduğu dikkate alınıp artan suyun sulama ihtiyacına göre tevzii sağlanmalı, içme suyu ihtiyacının bulunmadığı tesbit edilirse davalı köyün kadim ve öncelikli hakkı olmadığı sonradan kaynaklara elattığı böylece davacı tarafın ihtiyacından fazla su olması halinde yararlanabileceği gözetilerek, bunlarında ötesinde davalı köyün dava konusu su kaynakları dışında gerçekten 55 lt/sn sudan yararlandığının tesbiti halinde bu debideki suyun davalı köyün içme ve sulama suyu ihtiyacına (içme suyu olarak kullanılmasına sağlık yönünden bir engel bulunmadığı takdirde) yeterli olduğu değerlendirilip toplanacak deliller karar yerinde ayrıntılı olarak tartışılıp hüküm kurulmalıdır.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 24.05.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy