(4721 S. K. m. 6, 122)
Dava: Dava dilekçesinde nişanın bozulması nedeniyle hediyelerin ve eşyaların iadesi, olmadığı takdirde bedeli olan 7.562.750.000 liranın faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili dilekçesi ile; tarafların 23.10.1998 tarihinde nişanlandıklarını, kısa bir süre önce davalının kusuru nedeniyle nişanın bozulduğunu iddia ederek; dökümü yapılan altın ve eşyaların aynen iadesi, olmadığı takdirde bedeli olan 7.562.750.000 TL'nin faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; nişanın bozulmasında müvekkilinin kusurunun bulunmadığını, dava dilekçesinde yazılan ve iadesi istenilen takıların çoğunun takılmadığını, davacı ve ailesi tarafından sadece 4 tane burma-küpe-künye, 4 bilezik-2 çeyrek altın-3 yüzük takıldığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile; davacı tarafça davalıya nişan hediyesi olarak verilen ve davalı tarafça iade edilmeyen 11 adet burma bilezik, 1 adet set, 1 adet bileklik (11 gram), 1 adet künye, 1 adet bileklik (12 gram), 1 adet hal hal, 2 adet küpe, 5 adet yüzük, 1 adet kol saati, 2 adet halı, 2 adet battaniye, 1 adet et kıyma makinası, 1 adet cam tencere seti, 1 adet 98 parça yemek takımı, 2 adet toplam 24 kişilik süt takımı, 1 adet çelik tencere seti, 3 adet şampanya takımı, 1 adet 12 kişilik dondurma takımı, 1 adet 12 kişilik nescafe takımı, 1 adet çatal bıçak kaşık seti (Jumbo), 1 adet gümüş takımının mevcut ise aynen davalıdan alınıp davacıya iadesine, bahse konu eşyalar aynen mevcut değil ise dava tarihindeki değerleri toplamı olan 6.002.75-YTL'nin dava tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınıp davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Ancak, TMK'nun 6. maddesine göre; kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür. Aynı kanunun 122. maddesine göre de; nişanlılık evlenme dışındaki bir sebeple sona ererse, nişanlıların birbirlerine veya ana ve babanın ya da onlar gibi davrananların, diğer nişanlıya vermiş oldukları alışılmışın dışındaki hediyeler, verenler tarafından geri istenebilir. Hediye aynen veya mislen geri verilemiyorsa, sebepsiz zenginleşme hükümleri uygulanır.
Öte yandan, dava konusu yapılan hediyelerin (ve özellikle ziynet eşyalarının) mutad olup olmadığının tespiti konusunda sadece yöresel örf ve adetlerin varlığı yeterli olmayıp, tarafların usulünce araştırılıp saptanacak mali ve sosyal durumlarının da dikkate alınması gerekir. Nişanlının mali gücünü aşarak verdiği hediyenin onun yönünden mutad sayılması ve fahiş olmayacağının kabulü düşünülemez. Kaldı ki Yargıtay'ın yerleşmiş içtihatlarına göre; nişan yüzüğü dışındaki ziynet eşyası (altınlar) mutad eşya kapsamında sayılmamaktadır.
Somut olayda; takılan takılara ilişkin izlenen video kasetinin çözümüyle ilgili tutulan tutanakta; davacı bizzat, nişanda davalıya takılan yüzükler ve çeyrek altınlar kuyumcuya verilerek ve üzerine hatırlayamadığım kadar para konularak davalıya bir set takımı yaptırdım. Set bir kolye bir de bilezikten ibaretti. Nişanda takılan 4 adet bileziği kolyenin yapılmasında sarf edilmedi. Ayrıca bir bileklikte sarf edilmedi. Öteki nişanda davalıya takılan diğer altınlarda üzerine katkıda bulunarak boynunda görülen seti yaptık. Bunun dışında özel günlerde kendisine çeşitli altın bilezikler aldım taktım. diyerek beyanda bulunmuştur. Oysa, davacı tanıkları, davacının sonradan taktığını ifade ettiği takıların bile nişanda takıldığını söylemişlerdir. Dava dilekçesinde belirtilen eşyalarında, nişan töreninde verilmiş gibi beyanda bulundukları anlaşılmaktadır. Mahkemece; çelişkili olan davacı tanıklarının beyanlarına itibar edilerek hüküm kurulmuş olması doğru görülmemiştir.
Mahkemece yapılacak iş; yukarıda açıklanan esaslar doğrultusunda, toplanan taraf delillerine göre; öncelikle tarafların arasında uyuşmazlık konusu olmayan, takı ve eşyaların aynen iadesine; olmadığı takdirde bedeline hükmetmek, uyuşmazlık konusu olan takı ve eşyalarla ilgili olarak; ispat külfetinin davacı da olduğu gözetilerek, beyanlar arasındaki çelişkiler de giderilerek sonucu dairesinde hüküm kurmaktan ibaret olmalıdır.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 16.05.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy