(2004 S. K. m. 72)
Dava ve Karar: Dava dilekçesinde 1.635.060.000 lira alacağın faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın görev yönünden reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Davacı, gayrimenkulü üzerine imar mevzuatına uygun inşa ettiği binaya dair ruhsat ve proje onay işlemleri aşamasında, projeye göre yapılacak binayı dikkate alarak İSKİ Hizmet Bedelleri adı altında kanal katılım payı olarak (KKP) 418.600.000 lira ve önemli Altyapı Denge Bedeli (OADB) olarak 1.216.460.000 TL olmak üzere toplam 1.635.060.000 TL borç tahakkuk ettirildiğinden bu bedeli ödediğini ancak bu bedellerin hukuki mesnetlerini teşkil eden düzenleyici işlemler kesinleşmiş yargı kararlarıyla iptal edildiğinden kendisinden haksız yere tahsil edilen 1.635.000.000 liranın ödeme tarihinden itibaren faizleriyle birlikte istirdatına karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, davacıyla davalı arasında özel hukuk ilişkisi yoktur. Tahakkuk tarihinde var olan yönetmeliğe göre bir bedel tahakkuk ettirilmiş ve tahsil edilmiştir. Daha sonra bu bedelin tahakkukuna ilişkin yönetmelik ve yönerge iptal edilmiş ise de 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununa göre tam yargı davasıyla istenebileceğinden davanın reddine karar verilmiştir.
İptal davasının konusu olan yönetsel işlem, Danıştay'ın iptal kararı vermesi üzerine, kesin olarak ortadan kalkar. İptal kararları iptal edilen yönetsel işlemin yapıldığı ilk tarihe kadar geriye yürür.
Somut olayda; önemli alt yapı denge bedeliyle kanal katılım payına yönelik yönergenin iptaline ilişkin kararların Danıştay 9.Dairesince onandığı anlaşılmaktadır.
Her ne kadar davacının bu yönergeye göre bedelleri 1998 yılında ödediği anlaşılmakta ise de, iptal kararı ile bu ödemelerin hukuki dayanağı ortadan kalkmıştır. Davacı ödediği bedelleri sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre geri isteyebilir.
Sebepsiz zenginleşme şartlarının oluşup oluşmadığı tartışılmak suretiyle hüküm kurulması gerekirken idari yargının görevli olduğundan bahisle görevsizlik kararı verilmiş olmasında isabet görülmemiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulüyle hükmün HUMK. nun 428 inci maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 16.05.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy