(4721 S. K. m. 705) (1086 S. K. m. 185, 275, 281)
Dava: Dava dilekçesinde suya vaki elatmanın önlenmesi ile, 500.000.000 lira tazminatın faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Karar: Davada; Demirci Köyü sınırları içerisinde bulunan 531 parseldeki suyun davalı Abdullah tarafından kepçe ile yönünün değiştirilmesi ve alınması suretiyle müdahale edildiği ileri sürülerek suya vaki müdahalenin önlenmesi ile ağaçların kuruması nedeniyle oluşan zararının giderilmesi için fazlaya ilişkin hakları mahfuz tutularak 500.000.000 lira tazminatın tahsili istenilmiştir.
Sarıyahşi Asliye Hukuk Mahkemesinde 5.11.2003 tarihinde açtığı davada ise; taşınmazında bulunan suyunun kanal açılmak suretiyle davalılar Sarıyahşi Belediyesi ile Tosun Özdemir tarafından götürülmesi nedeniyle oluşan zararı 1.636.136.000 liranın tahsilini ile suya vaki müdahalenin önlenmesi istenilmiş, mahkemece bağlantı nedeniyle 2002/19 sayılı dosya ile birleştirilmesi cihetine gidilmiştir.
Mahkemece, asıl dava ve birleştirilen davadaki tazminat isteminin vazgeçme nedeniyle reddi ile suya vaki müdahalenin önlenmesi davasının kabulü cihetine gidilmiş ve hüküm, süresinde davalı vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu suyun özel su sayılıp sayılmayacağı, o taşınmazın tapulu ve suyun miktarının da taşınmazın sınırını aşmayacak derecede az olmasına bağlıdır. Aksi halde yani suyun kaynadığı taşınmazın sınırları içinde kalmayacak kadar büyük olması veya suyun yeryüzüne çıkar çıkmaz bir dere haline gelmesi durumunda kaynak arzın mütemmim cüzü sayılmayacağından bu suyun davacının ihtiyacından artan kısmının genel su olarak kabulü gerekir.
Yargılama sırasında yapılan keşif sonucu alınan bilirkişi raporunda, suyun genel su veya özel su olup olmadığı hususunda kanaat verici yeterli araştırma yapılmamıştır.
HUMK'nun 275. maddesi ve devamında çözümü özel ve teknik bilgiyi gerektiren hallerde Hakim bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir.
Bilirkişi raporunu hazırlarken, raporun dayanağı olan somut ve özel nedenleri bilimsel verilere uygun olarak göstermek zorundadır. HUMK. nun 281. maddesine göre de, bilirkişi raporu Yargıtay denetimine elverişli olacak şekilde bilgi ve belgeye dayanan gerekçe içermelidir. Ancak bu şekilde düzenlenmiş raporun denetimi mümkün olup hüküm kurmaya dayanak yapılabilir.
Bu duruma göre ve sağlıklı bir sonuç için; öncelikle dava konusu suyun kaynağının bulunduğu yer yapılacak keşifle belirlenmeli, davacıya ait taşınmazda bulunduğunun tespiti halinde; anılan suyun debisi ve davacının su ihtiyacı da nazara alınarak yukarıda belirtilen kriterlere göre özel su olduğu anlaşıldığı takdirde davanın kabulüne karar verilmelidir. Genel su niteliğinde bulunduğunun anlaşılması halinde ise; tarafların yararlandıkları başka sular, dava konusu suya olan ihtiyaçları ve suyun yeterliliği ile özellikle davacının öncelikli ihtiyacından fazla bir su bulunup bulunmadığının usulünce tespit edilip genel su ilkelerine göre yapılacak incelemeler ve ortaya çıkacak sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken, bu yönlerden eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru değildir.
Bundan ayrı olarak ta; Hukuk Usulü Muhakemeleri Yasasının 185/1 maddesi, "davacı, davalının muvafakati olmaksızın davasını geri alamaz" kuralını getirmiştir. Davasını geri alan davacı bununla talep sonucundan (hakkın özünden) feragat etmemekte, sadece davasını geri almakta ve onu ileride tekrar açabilme hakkını saklı tutmaktadır. Mahkemece, 13.1.2005 tarihli celsede davacının vazgeçmesi üzerine davalının beyanı alınmadan tazminat istemi yönünden davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 26.05.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy