(4721 S. K. m. 176)
Dava: Taraflar arasında görülen nafakanın artırılması ve kaldırılması davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili dilekçesi ile; boşanma kararı ile davacı için aylık 100.000.000 TL yoksulluk, müşterek çocuk için de aylık 100.000.000 TL iştirak nafakasına hükmedildiğini, aradan yaklaşık 4 yıl geçtiğini, bu süre içerisinde paranın değeri düştüğü gibi, küçüğün ihtiyaçlarının da arttığını iddia ederek; yoksulluk nafakasının 400.000.000 TL'ye, iştirak nafakasının da 300.000.000 TL'ye yükseltilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı, davanın reddini istemiştir. Tuzla Asliye Hukuk Mahkemesinin 2004/403 Esas sayılı dava dosyasında da; geçen yıllar içerisinde işini kaybettiğini iddia ederek, yoksulluk nafakasının kaldırılmasını talep etmiş, işbu dava ile birleştirilmiştir.
Mahkemece, boşanma kararından sonra Volkan Sapan'ın, sağlık ve ekonomik durumunun bozulması sebebiyle davacı Sinem Reis'in, iştirak ve yoksulluk nafakasının arttırılması taleplerinin reddine; ancak; yoksulluk nafakasının kaldırılması halinde davalı Sinem'in zor durumda kalacağı ve bu nafakanın devamının zorunlu olduğu anlaşıldığından, nafakanın kaldırılması davasının da reddine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Davalı (karşı davacı) vekilinin temyiz itirazlarının reddine,
Davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince;
Her ne kadar, mahkemece; boşanma kararından sonra davalının sağlık ve ekonomik durumunun bozulduğundan bahisle nafaka artırım taleplerinin reddine karar verilmiş ise de; dosyadaki bilgi ve belgelerden, özellikle tanık anlatımlarına göre, davalının (1996 yılında) evlendiği yıl trafik kazası geçirdiği, boşanma tarihinde de (26.4.2001) babasının yanında bahçede çalıştığı, babasının yardımı ile geçindiği anlaşılmaktadır. Durum böyle olduğu halde, davacı lehine yoksulluk ve iştirak nafakası hükmedilmiş, karar kesinleşmiştir. O halde, nafaka takdirinin üzerinden uzunca bir zaman geçtiği ve bu süreç içerisinde enflasyon nedeniyle paranın satın alma gücünün azaldığı ve özellikle küçüğün yaşının büyümesi nedeniyle ihtiyaçlarının da arttığı gözetilerek; davalının geliri ile orantılı olacak şekilde, hakkaniyete uygun bir artırımın yapılması gerekirken, yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 30.05.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy