(4721 S. K. m. 176) (1086 S. K. m. 427) (YHGK. 06.04.2005 T. 2005/3-169 E. 2005/235 K.
Dava: Taraflar arasında görülen nafakanın kaldırılması davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davalı Mukadder Fidan (Şahin) vekili tarafından temyiz edilmiştir. Mahkemece, kesin olarak verilen kararın taraflarca temyizi kabil olmadığından bahisle temyiz talebinin reddine karar verilmiş, red kararı da temyiz edilmektedir.
Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 21.7.2004 tarihinde yürürlüğe giren 5219 sayılı Yasa ile değişik 427/2 maddesi ile taşınır mal ve alacak davalarında temyiz sınırı 1.000.000.000 lira olarak hüküm altına alınmıştır.
Hukuk Genel Kurulunun 06.04.2005 tarih ve 2005/3-169 E. 235 K. sayılı kararı ile nafaka davalarında temyiz ve karar düzeltmede yıllık nafaka miktarının dikkate alınacağı açıklanmıştır.
Temyize konu edilen karar 5219 sayılı yasının yürürlüğe girdiği 21.7.2004 tarihinden sonra verilmiş olup yıllık nafaka miktarı (farkı) 1.000.000.000 liradan fazladır.
Ancak, mahkemenin 18.4.2005 tarihli kararı ile temyiz talebinin reddine karar verildiğinden red kararının kaldırılmasına karar verildikten sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili dilekçesi ile; boşanma kararı ile davalılardan Mukadder Şahin için 100.000.000 TL yoksulluk, müşterek çocuk Ali Şahin için ise 50.000.000 TL iştirak nafakasına hükmedildiğini, geçen zaman içerisinde müşterek çocuğun büyüdüğünü ve bu nedenle müvekkilinin nafaka yükümlülüğünün ortadan kalktığını; diğer davalının (eşin) ise çalışmaya başlaması nedeniyle yoksulluk durumunun ortadan kalktığını ileri sürerek; nafakanın kaldırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece, müşterek çocuğun 18 yaşını ikmal etmesi nedeniyle, davalının (kadının) da çalıştığından bahisle yoksulluk ve iştirak nafakasının kaldırılmasına karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından yoksulluk nafakasına yönelik olarak temyiz edilmiştir.
Boşanma davasının incelemesinde; davalının (kadının) Hoşgör Pastahanesinde bulaşıkçı olarak asgari ücretle çalıştığı belirtilmiş, mahkemece; buna rağmen, aylık 100.000.000 lira yoksulluk nafakasına hükmedilmiş, karar temyiz edilmeksizin kesinleşmiştir.
Nafakanın kaldırılması istemiyle açılan iş bu dava tarihinde, davalının aynı işyerinde asgari ücretle çalıştığı mahkemenin kabulündedir. Boşanma tarihindeki davalının mal varlığı ve gelir durumu ile bu dava sırasındaki durumu arasında herhangi bir fark gözükmemektedir. Kesinleşen boşanma kararıyla davalının yoksulluk nafakasına müstehak bulunduğunun saptanmış bulunmasına göre, TMK'nun 176/3. maddesi şartları gerçekleşmeden nafakanın kaldırılmasına karar verilemez. Öte yandan, Yargıtay'ın yerleşmiş içtihatlarında; asgari ücret düzeyinde gelire sahip olunması yoksulluk nafakası bağlanmasını olanaksız kılan bir olgu kabul edilmemiştir. Davalı kadının mevcut ekonomik durumu davanın açıldığı tarihteki şartlara göre onu yoksulluktan kurtaracak düzeyde değildir.
Mahkemece, yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde nafakanın kaldırılmasına karar verilmiş olması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 06.06.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy