(4721 S. K. m. 4, 186, 197)
Taraflar arasında görülen nafaka tazminat davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm nafaka istemine yönelik olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Davacı, davalı eşinden ayrı yaşadığı ve zor durumda bulunduğunun iddia ederek; aylık 300.000.000 lira nafaka talep etmiştir. Mahkemece, davacının eşinden ayrı yaşamakta haklılığını ispat edemediğinden bahisle davanın reddine karar verilmiş hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Silifke Asliye Hukuk Mahkemesinin, 30.01.2003 tarih ve 2002/393 Esas, 2003/56 Karar sayılı ilamına göre; "Davalı tanıklarından tamamı davacının uzman çavuş olarak görev yaptığı yere davalıyı hiç götürmediğini, Silifke' de babasının evine bıraktığını ve ilgilenmediğini beyan etmişlerdir. Şu halde davacı öncelikle eşini görev yaptığı yere götürmeyip babasının evinde bırakmakla ağır kusurlu taraftır. Ailenin oluşumunu sağlayacak ayrı mekan ve yaşam koşullarının şartlar müsait olduğu halde davacı tarafından yerine getirilmemesi davacıyı kusurlu duruma düşürmüştür" gerekçesi ile davanın reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.
TMK'nun 186/1. maddesinde; Eşlerin oturacakları konutu birlikte seçmeleri öngörülmüştür. Böylece, yürürlükten kaldırılan hükümle (MK. 152. madde) konutun seçiminde kadına nazaran üstün konuma getirilmiş olan kocanın tek başına konutu seçmesi olanağı ortadan kaldırılmıştır.
Somut olayda; dayalı (koca), eşini görev yaptığı yere götürmeyerek, konut seçimiyle ilgili yasal düzenlemeye aykırı davranışta bulunmuş ve evlilik görevini ihlal etmiştir. Boşanma davasının reddinden sonra da; davalı, kendisine düşen yükümlülükleri yerine getirmediğine göre davacı eşin ayrı yaşamakta haklı olduğunun kabulü gerekir (TMK'nun 197/2. maddesi).
Mahkemece, davacının geçimi için gerekli, davalının geliri ile orantılı olacak şekilde TMK'nun 4. maddesindeki hakkaniyet ilkesi de gözetilerek davacı lehine uygun bir nafakaya hükmedilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde davanın reddine karar verilmiş olması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 31.01.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy