(818 S. K. m. 484) (2004 S. K. m. 72)
Dava: Dava dilekçesinde 2.100.000.000 liranın faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan istirdadı istenilmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Davada, dava dışı kiracının 2003 yılında gerçekleşen elektrik-su borcundan dolayı davalı alacaklı tarafından kiracıyla birlikte kefiller aleyhine icra takibi yapıldığı, takibin kesinleşmesi üzerine (kefil sıfatı ile) borcun ödendiği, oysa asıl borçluya 2001 yılı için yapılan kira sözleşmesinde kefil olunduğu, takip eden sözleşmelerde kefaletin bulunmadığı ileri sürülerek yapılan ödemenin istirdadı istenilmiş; mahkemece, takibe konu alacağın haksız olmadığı, ödenmeyen elektrik-su borcuna ilişkin bulunduğu gerekçesiyle istemin reddine karar verilmiştir.
Kural olarak aksi kararlaştırılmadıkça kira sözleşmesindeki kefalet sorumluluğunun kira sözleşme süresince geçerli bulunduğu kabul edilmelidir.
Somut olayda asıl borçlu kiracı ile davalı kiralayan arasında 21.4.2001 başlangıç tarihli 1 yıl süreli kira sözleşmesinde davacı kefil sıfatı ile yer almış bulunduğuna ve takibe konu borcun da takip eden dönemlerdeki elektrik-su harcamalarına ilişkin olmasına göre, davacı (kefilin) kefalet ilişkisi ilk kira dönemi ile sınırlı bulunmakla borçtan sorumlu olmadığı böylece, yapılan ifanın geri istenebileceği gözetilmeden davanın reddine karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 21.06.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy