(4721 S. K. m. 993)
Dava: Dava dilekçesinde fazlaya ilişkin hakları mahfuz tutularak 5.500.000.000 lira alacağın faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Birleşen dava dosyasında; davacı Halil Demir 1999-2002 yılları için 3.800.000.000 lira ecrimisilin tahsilini talep ve dava etmiştir. Mahkemece davanın kabulü ile birleştiren davanın ise kısmen kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davacı ve davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Davada, davacı Ahmet Halis tekeli Gayrimenkul Satış Vaadi Sözleşmesi ile satın aldığı Manisa -Alaşehir-Üzümlü köyü 1002 parsel sayılı yeri iyiniyetli olarak bağ haline getirdiğini ileri sürerek fazlaya ilişkin haklarını mahfuz tutarak 5.500.000.000 lira imar ihya bedelinin tahsilini talep ve dava etmiştir.
Birleşen dava dosyasında ise; davacı (Halil Demir) senetle yer satın alan davalının hissesinden fazla yer kullandığını ileri sürerek 1999-2003 arası için 3.800.000.000 lira ecrimisilin tahsilini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece, imar ihya bedeli 5.500.000.000 liranın taleple bağlı kalınarak tahsiline ve birleştirilen ecrimisil davası yönünden ise kısmen kabulü ile 2.120.007.600 lira ecrimisilin tahsili cihetine gidilmiş, hüküm, süresinde taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Ancak, taşınmaz tapuda tarla olarak kayıtlıdır. Kural olarak aksi iddia edilip kanıtlanmadığı sürece, taşınmazın tapuda kayıtlı niteliği dikkate alınarak ecrimisil miktarının bilirkişi tarafından hesaplanması gerekmektedir.
Birleşen ecrimisil davası yönünden; dava konusu yerin davalı tarafından "bağ" haline getirildiği ileri sürülmüş ve mahkemece, yapılan yargılama sonucunda bunun kabulü ile imar ihya bedelinin tahsili cihetine gidilmiştir.
Bilirkişi tarafından ecrimisil hesaplanmasında; dava konusu taşınmazın yüzölçümü, mevcut durumu, kullanıma elverişliliği, işgalden önce kullanım durumu ve buna benzer hususlarda gözetilerek sonuca ulaşılır. Davacının haksız işgal nedeniyle mal varlığındaki azalmanın saptanarak buna hükmedilmesi gerekirken davalının zenginleştiği miktar esas alınarak davalı tarafından dikildiği anlaşılan bağ üzerinden gelirin saptanması ile bu miktar ecrimisile hükmedilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 30.06.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy