(831 S. K. m. 7)
Dava: Dava dilekçesinde suya vaki müdahalenin men'i ile su abone sözleşmesinin feshi istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Davada vakıf hamam suyuna davalı belediyenin müdahale ettiği, daha sonra şehir suyundan abone yapmak suretiyle paralı olarak su verdiği ileri sürülerek suya vaki el atmanın önlenmesi ve su abone sözleşmesinin feshi istenilmiş; mahkemece, vakıf hamamın çok eskiden beri faaliyet gösterdiği ve kendisine ait suyunun bulunduğu, davalı belediyenin kazı çalışmaları nedeniyle suyun kaybolduğu, böylece vakıf hamama belediyece verilen sudan para alınamayacağı, zira hamamın kadim su hakkı bulunduğu gerekçesiyle müdahalenin men' ine ve su abone sözleşmesinin feshine karar verilmiştir.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Ancak 831 sayılı Sular Yasasının 7. maddesine göre vakıf hamamdan su parası alınmaması için vakfa ait suyun belediyeye devrolunması ya da belediyece bu suyun şehir su hattına bağlanması gerekmektedir.
Dava konusu hamamın S. Vakfı'na ait olduğu, Vakıflar Genel Müdürlüğü'nce temsil ve idare edildiği, "hamam susuz olmaz" ilkesi ve tanık anlatımları doğrultusunda vakıf hamamın eski suyunun bulunduğu, fakat davalı belediyenin su-kanalizasyon çalışmaları sırasında vakıf suyunun kaybolduğu, davacının kendisinden önce hamam işleticisi olan D. adına olan su abone sözleşmesi doğrultusunda şehir suyundan yararlanarak yaklaşık 10 seneyi aşkın bir süredir hamam işlettiği ve su parası ödediği hususları mahkemece doğru olarak tespit edilmiştir.
Ne var ki yukarıda açıklanan yasal ilke doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılmamıştır. Eksik incelemeye dayalı olarak hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.
Diğer taraftan davacı kiracı, kendisinden önce söz konusu hamamı belediye suyuna abone olarak işleten D'den sonra aynı abone sözleşmesini benimseyip su parası ödemek suretiyle çok uzun bir süre bu sözleşmeye uygun olarak su kullanmıştır.
Davalı belediye de bu kullanımı benimsemiş, hatta su faturalarında kiracı olarak davacının adına yer vermiştir.
Böylece taraflar arasında önceki sözleşme ( abone ) ilişkisinin zımnen devir suretiyle kurulduğu ve dava tarihine kadar tarafların işbu sözleşme hükümlerine uygun olarak hareket ettiği gözetildiğinde "sözleşmeye bağlılık-ahde vefa" ilkeleri gereğince sözleşme ilişkisinin korunması gerekirken, ( TMK'nun 2. maddesinde vurgulanan ) iyi niyetle bağdaşmayacak şekilde sözleşmenin feshi yönünde talepte bulunulması ve bu talebin kabul edilmesi doğru görülmemiştir.
Mahkemece yapılacak iş; davalı belediyeye ait su - kanalizasyon plan ve projesi ilgili birimlerden temin edilip, uzman bilirkişilerce incelettirilerek, vakıf hamamın suyunun şehir şebeke suyuna katılıp katılmadığı, tanıkların mahallinde gösterme yoluyla bilgileri de alınarak tespit edilmeli; vakıf suyunun şebekeye dahil edilmiş olduğunun tespiti halinde sudan hamamın orjinal haliyle asgari düzeyde işler halde harcayacağı su miktarı belirlenerek bu miktar sudan parasız yararlanması yönünde istem kısmen kabul edilerek hüküm kurulmalıdır.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 21.06.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy