(2762 S. K. m. 26, 27, 28, 29, 30, 31) (3402 S. K. m. 12)
Dava: Dava dilekçesinde 5.687.400.000 lira taviz bedelinin faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Davda, vakıf şerhinin kaldırılması için zorunlu olarak ödetilen taviz bedelinin istirdadı istenilmiş; mahkemece 2762 sayılı Vakıflar Kanununun 27. maddesi uyarınca taviz bedelinin ödenmesi gerektiği, kaldı ki tespitten itibaren 10 yıllık hak düşürücü süreninde geçtiği belirtilerek davanın reddine karar verilmiştir.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Ancak, dava konusu taşınmaz 1960 tarihi itibariyle tespit görmüş ve tespitte vakıf şerhi oluşturulmuştur. Mahkemece yaptırılan bilirkişi inceleme sonucunda ise "Hüdavendigar Vakfının" sahih vakıflardan olmadığı açıkça ifade edilmiştir.
2.4.2004 gün, 2003/1 E, 2004/1 Karar sayılı YİB Kararında "Vakıf şerhinin tapu sicilinden silinmesi ya da tapu siciline yazılmasına ilişkin istemleri içeren davalarda 3402 sayılı Kadastro Kanununun 12/3. maddesinde öngörülen 10 yıllık hak düşürücü sürenin uygulanacağı kabul edilmiş; ayrıca, sahih vakıflar için taviz bedeli ödenmesi karşılığında "vakıf şerhinin" silinmesi gerektiği vurgulanmış bunlara ilaveten, Vakıflar Kanununun 26-27, 28, 29, 30 ve 31. maddeleri ile mukataalı ve icareteynli ( sahih ) vakıf mallarının tasfiyesinin istendiği böylece önceki hukuk zamanında kurulmuş olan bu türden vakıfların sona erdirilmesinin amaçlandığı belirtilmiştir.
Bu ilkeler ışığında uyuşmazlığa konu "Hüdavendigar Vakfının" sahih vakıf niteliğinde olmadığı böylece taviz bedeline tabi bulunmadığı anlaşılmaktadır. Davacı taraf çekinceli olarak 6.2.2002 tarihinde taviz bedeli ödediğine ve 1 yıllık zamanaşımı süresi dolmadan alacak istemiyle dava açtığına göre istemin kabulü yerine delillerin yanılgılı değerlendirilmesi sonucu davanın reddine karar verilmesi isabetli bulunmamıştır.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 8.2.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy