(4721 S. K. m. 175) (1086 S. K. m. 195, 196, 197, 198, 199, 200, 201, 202, 203)
Dava: Taraflar arasında görülen nafaka davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davalı- karşı davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili dilekçesi ile; müvekkili (kadın) için aylık 150.000.000 TL olan yoksulluk nafakasının aylık 200.000.000 TL'ye müşterek çocukların her biri için aylık 200.000.000 TL iştirak nafakasının da 300.000.000 TL'ye yükseltilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının dava açmakta hukuki yararının olmadığını savunarak davanın reddini istemiş, karşılık davasında ise; davacının ekonomik durumunda iyileşmeler olduğunu iddia ederek, yoksulluk nafakasının kaldırılmasına, müşterek çocuklar için ödenen iştirak nafakasının da indirilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, davalının emekli olduğu, mali durumunda ilk açılan nafaka davasından itibaren artış meydana gelmediği, davacının mali durumunda ise herhangi bir değişimin olmadığı, küçük çocukların eğitim durumları, alışmış oldukları yaşam koşulları ve sosyal çevreleri düşünüldüğünde ödenen nafakanın günün ekonomik koşulları karşısında yetersiz kaldığı gerekçesiyle davacının davasının kısmen kabulü ile; yoksulluk nafakasının 170.000.000 TL'ye, iştirak nafakalarının da 250.000.000 TL'ye çıkartılmasına karar verilmiş, hüküm davalı karşı davacı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir.
Asıl dava yönünden;
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, yerinde bulunmayan bütün temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan hükmün Onanmasına,
Karşılık dava bakımından;
Kadının açtığı artırım davası üzerine, koca da süresinde (yoksulluk nafakasının kaldırılması, iştirak nafakasının indirilmesi istemini içerir) karşılık dava açmıştır. (HUMK md.195-203). Karşılık dava tefrik edilmediğine göre asıl ve karşılık dava hakkında ayrı ayrı hüküm kurulması gerekir.
Mahkemece, karşılık dava hakkında olumlu veya olumsuz bir karar verilmemiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün karşılık dava yönünden HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 23.06.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy