(4721 S. K. m. 693)
Dava: Dava dilekçesinde suya vaki müdahalenin önlenmesi istenilmiştir.
Mahkemece davanın kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Davacı dilekçesinde, dava konusu suyun çıktığı taşınmazda davalı ile paydaş bulunmalarına rağmen harici taksim sonucu kendisine düştüğünü, davalının ihtiyacından dolayı 15 yıl önce rızası ile geçici olarak verdiği ancak aile nüfusunun artması ve suya ihtiyacının olması nedeniyle davalının suya vaki müdahalesinin önlenmesi ile geri verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ise; dava konusu suyun çıktığı taşınmazda davacı ile dava dışı kişilerce müştereken malik olduklarını, mülkiyet hakkına dayanarak taşınmazdan çıkan suyu 15 yıl önce kendi su deposuna alarak kullanmaya başladığını ve davacının köy şebekesinden de yararlanması nedeniyle bu suya ihtiyacı olmadığı gerekçesi ile davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, dava konusu suyun özel su olması nedeniyle taşınmazın mülkiyetine tabi olduğu ve harici taksim sonucu taşınmazın davacıya ait olduğu gerekçesi ile davanın kabulü ve davalının suya vaki müdahalesinin önlenmesi cihetine gidilmiş, hüküm, süresinde davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Türk medeni kanununun 693. maddesinde; paydaşlardan her biri, diğerinin hakları ile bağdaştığı ölçüde paylı maldan yararlanabilir ve onu kullanabilir. Uyuşmazlık halinde yararlanma ve kullanma şeklini hakim belirler. Bu belirleme, paylı malın kullanılmasının zaman veya yer itibariyle paydaşlar arasında bölünmesi biçiminde de olabilir...
Dava konusu edilen 431 parsel tarafların müşterek murislerinden intikal etmiş olup kadastro tespit çalışmaları sırasında mirasçılar adına payları oranında tescil edilmiştir. Davacının, 2040/53760 hissesine karşılık, davalının ise 1080/53760 hissesi bulunmaktadır.
Paylı mülkiyete konu taşınmazlarda geçerli bir taksimin varlığından söz edebilmek için tüm paydaşların katılımı ile düzenlenmiş yazılı taksim sözleşmesinin bulunması gerekmektedir. Bu durum karşısında somut olayda, dava konusu yere ait taraflar arasında geçerli bir taksim sözleşmesinin varlığından söz edilemez.
Bundan başka, kaynak, arzın mütemmim cüzü olup mülkiyeti, kaynadığı taşınmazın sahibine aittir.
Paylı mülkiyete ilişkin yasal düzenlemeler bilirkişi tarafından özel su niteliğinde olduğu saptanan dava konusu kaynak hakkında da kıyasen uygulanmalıdır.
Bu durumda, davalının sudan payı oranında yararlanma hakkı bulunmaktadır.
Mahkemece, yukarıda açıklanan ilkeler gereğince davacının taşınmazdaki payı oranında davanın kısmen kabulüne karar verilmesi gerekirken davanın tamamı üzerinden karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 07.07.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy