(2675 S. K. m. 37)
Dava dilekçesinde yabancı mahkemenin nafaka ve nafakanın kaldırılmasına ilişkin iki kararının tanınması istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Ancak, yabancı mahkeme kararının, o ülke makamlarınca usulen onanmış aslı ve onanmış tercümesinin, ilamın kesinleştiğini gösteren ve o ülke makamlarınca usulen onanmış yazı veya belge ile onanmış tercümesinin, dilekçeye eklenmesi zorunludur (2675 sayılı MÖHUK Md.37).
Somut olayda, 8F-51/99 sayılı ve 8F-175/00 sayılı kararlarla tercümelerinde onay şerhine rastlanılmamıştır.
5.10.1961 tarihli "Yabancı Resmi Belgelerin Tasdiki Mecburiyetinin Kaldırılması Sözleşmesinin" uygulama alanına giren işbu nafaka kararlarının, anılan sözleşmenin 3. ve 4. maddeleri gereğince (belgedeki imzanın doğruluğunun, belgeyi imzalayan kişinin sıfatının ve belge üzerindeki mühür veya damganın) aslı ile aynı olduğunun teyidi için onay şerhinin belgenin verildiği devletin yetkili makamınca bu kararlarda yer alması gerekir.
Söz konusu sözleşme, akit taraflardan birinin ülkesinde düzenlenmiş olup da, diğer akit ülkede kullanılacak olan ve sözleşmenin uygulama alanına giren resmi belgelerin, diplomasi ve konsolosluk memurları tarafından onaylanması zorunluluğunu kaldırmaktadır. Buna karşın 4. maddedeki belirtilen hususlarda onay şerhi yine aranmaktadır.
Buna göre, Alman Mahkemelerince verilen ve tanınması istenen karar asıllarına, 5 Ekim 1961 tarihli Lahey Sözleşmesinin yukarıda açıklanan 3. ve 4. maddelerinde tanımlanan şekilde onay şerhi verilmesi için davacıya uygun bir süre verilmeli, onay tamamlandığında, Türkçe tercümesi alınıp orada bulunan Türk yetkili makamlarınca tasdiki sağlanmalı bundan sonra uyuşmazlığın esası incelenerek hüküm kurulmalıdır. Eksik incelemeye dayalı olarak karar verilmiş olması bozmayı gerektirmiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 5.7.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy