(2004 S. K. m. 58)
Dava dilekçesinde 4.080.000.000 lira borçlu olmadığının tespiti masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Davacı vekili, dava dilekçesinde, alacaklı (davalı) tarafından (dava dışı) borçlu N. aleyhine başlatılan icra takibinde tebligatın yanlışlıkla kendisine yapılması ve takibe itiraz etmemesi nedeniyle icra takibinin kesinleştiğini ve maaşına haciz konulduğunu belirterek söz konusu icra takibinden dolayı davalıya 4.080.000.000 TL borçlu olmadığının tespitini ve dava tarihine kadar tahsil edilen paraların istirdadını talep etmiştir.
Mahkemece; ödeme emrini alan davacının borçlu olmamasına rağmen maaşını mal beyanı olarak göstermesi ve bir yıldan fazla zaman ödemede bulunması 3. kişi konumunda olan davacı yönünden borcu kabul etmek niteliğinde bulunduğundan bahisle davanın reddine karar verilmiştir.
Davalı (alacaklı) tarafından dava dışı borçlu N. aleyhine başlatılan 2003/3953 sayılı İcra takip dosyasında ödeme emrinin T. isimli kişiye yapıldığını, davacı Nejat'ın 12.8.2003 tarihli dilekçesi ile maaşını mal beyanı olarak gösterdiği ve takibin kesinleşmesi sonucunda davacının maaşına haciz konulduğu anlaşılmaktadır.
İcra takibinde yer alan tarafların taraf ve takip ehliyetine sahip olmaları yeterli değildir. Tarafların aynı zamanda gerçekten alacaklı veya borçlu sıfatına da sahip olmaları gerekmektedir. (İİK md.58/1, 2)
Takip talebinde borçlunun adı, soyadı ve adresinin ayrıntılı olarak yazılması gerekir. Aksi halde icra takibi talepte borçlu olarak gösterilenden başka kişiye teşmil edilemez. Yani takip talebinde borçlu olarak gösterilmemiş olan kişiye ödeme emri tebliğ edilemez. Talep dışına çıkılmak suretiyle talepte yazılı olmayan kişiye ödeme emri tebliği alacaklıya her hangi bir hak bahşetmez.
Bu nedenle davacının icra takip dosyasında borçlu olmadığının ve usulsüz olarak maaşına haciz konulmasının onun borcu kabul ettiği anlamına gelmeyeceği düşünülmeden, mahkemece, yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 12.7.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy