(3402 S. K. m. 5)
Dava: Dava dilekçesinde 10.000.000.000 lira tazminatın faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalı temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Davada, Hanak Asliye Hukuk Mahkemesinin kararı ile davacıların babaları Muzaffer Mete adına tesciline karar verilen taşınmazın kadastro çalışmaları sırasında Hazine adına tespit edilmesi üzerine, Hazine'nin bu yeri üçüncü şahıslara sattığı ve böylece hukuka aykırı menfaat temin ettiği beyan edilerek taşınmazın dava tarihindeki değeri olan 10.000.000.000 liranın tahsilini istenilmiştir.
Davalı, tapu ile adların kayıtlı taşınmazı satmalarından ötürü davanın reddini dilemiş, mahkemece davanın kısmen kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu taşınmaz hakkında davacıların murisi Muzaffer Mete tarafından 9.5.1991 tarihinde kazandırıcı zilyetlik nedeniyle tescil davası açıldığı, 24.10.2994 tarihinde davanın kabulüne kara verildiği, ancak dava devam ederken 1993 yılında Maliye Hazinesi adına yapılan tespitin itiraz edilmeksizin 11.11.1994 tarihinde kesinleştirildiği, bilahare ihale ile 5.6.2003 tarihinde Ensar Kırmızıkoç'a satış suretiyle devredildiği anlaşılmaktadır. Tescil kararı ise 8.4.1996 tarihinde kesinleşmiştir.
Davacılar tarafından 24.9.2003 tarihinde Hanak Mal Müdürlüğü aleyhine açılan tapu iptali ve tescil davası ise 6.5.2004 tarihinde pasif husumet yokluğu nedeniyle reddedilmiştir.
3402 sayılı Kadastro Yasasının 5. maddesine göre; "Kadastro müdürü bir çalışma alanında işe başlamadan önce mahalli hukuk mahkemesinden dava konusu olan yerlerin dosya numaraları ister ve kadastro teknisyenlerine verir. Teknisyenler taşınmazın tespit tutanağını düzenlerken malik hanesini açık bırakmak suretiyle tutanağı kadastro mahkemesine gönderir. Tutanağın gönderildiğini de mahalli asliye hukuk mahkemesine bildirir. Asliye Hukuk Mahkemesi görevsizlik kararı ile dosyayı kadastro mahkemesine gönderir. Kadastro Mahkemesi dosyayı tespit tutanağı ile birleştirerek davayı inceler ve sonuçlandırır. Yani o yerin gerçek hak sahibi adına tescilini sağlar.
Somut olayda, asliye hukuk mahkemesinde davalı olan taşınmaz hakkındaki dava nazara alınmaksızın düzenlenen tutanak kesinleştirilerek, yolsuz tapu oluşturulmuştur. Bu nedenle olağan, yoldan oluşmuş bir tapu kaydının varlığından sözedilemeyeceği için, tapu sahibi Maliye Hazinesinin taşınmazı 3.kişiye satmış olması da hukuken önem taşımaz. Hukuken 6 parselin malik hanesi halen boştur. Kadastro mahkemesince tespit tarihi nazara alınarak doldurulması gerekir.
Davacının bu yola başvurmadan açtığı davanın reddi gerekirken, yazılı gerekçe ile kabulü doğru görülmemiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, 21.2.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy