(4721 S. K. m. 715, 993, 995) (3402 S. K. m. 16) (633 S. K. m. 35) (1086 S. K. m. 74, 388)
Dava dilekçesinde 8.724.000.000 lira ecrimisilin faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulü cihetine gidilmiş, hüküm taraf vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
1- Davacı taraf yönünden, temyize konu (reddedilen) alacak miktarı 1 milyar lirayı geçmediğinden HUMK 427. madde gereğince temyiz isteminin reddi gerekmiştir.
2- Davalı taraf açısından ise;
Davada, İl Özel İdare Müdürlüğüne ait taşınmaza, cami ve müştemilatı inşa eden davalı Cami-Kur' an Kursu Yaptırma ve Yaşatma Derneğinin haksız işgali nedeniyle ecrimisil istenilmiş; mahkemece fuzuli şagil olarak davalı derneğin ecrimisille sorumlu olduğu kabul edilerek istemin kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Ecrimisil, kötü niyetli zilyedin ödemekle yükümlü bulunduğu bir tazminattır (TMK md.995). Aksi taktirde zilyet iyi niyetli ise, o şeyi geri vermekle yükümlü olduğu kimseye karşı bu yüzden herhangi bir tazminat ödemek zorunda değildir (TMK. md. 993).
3402 sayılı Kadastro Kanununun 16. maddesi kamunun ortak kullanımına ayrılan cami ve benzeri yerlerin; Hazine, kamu kurum ve kuruluşları, il, belediye, köy veya mahalli idareler adına tespit edileceğini öngörmüştür. Aynı şekilde TMK'nun 715. maddesinde de; kamuya ait malların Devletin hüküm ve tasarrufu altında olduğu kabul edilmiştir. Bununla birlikte kamuya ait malların kazanılması, bakımı, korunması, işletilmesi ve kullanılmasının özel hükümlerle düzenleneceği belirtilmiştir (TMK md.715/3).
Özel hükümlerden biri de; 633 sayılı Diyanet İşleri Başkanlığı Kuruluş ve Görevleri Hakkındaki Kanunun 4379 sayılı yasa ile değişik 35. maddesidir. Buna göre, cami ve mescitlerin Diyanet İşleri Başkanlığının izni ile açılıp Başkanlıkça yönetileceği gerçek ve tüzel kişiler tarafından inşa edilse bile cami ve mescitlerin yönetiminin Diyanet İşleri Başkanlığına devredilmesi gerektiği benimsenmiştir.
Bütün bu yasal düzenlemelere göre, kamunun yararlanmasına mahsus, kamu mallarından olan cami ve müştemilatlarının, kamu tüzel kişileri dışında, özel ve tüzel kişilerin (vakıf, demek, özel şahıs vs) mülkiyetine konu olamaya. cağı gibi, bu gibi yerlerin yönetim ve fiili tasarrufunun da özel ve tüzel kişilerde bulundurulmayacağı kabul edilmiştir.
Somut olayda, davacı idareye ait taşınmaza ilgili demek tarafından cami ve müştemilatı inşa edilmiş ise de tüm bu yapılar yukarıda sözü edilen yasalar gereğince ve fiilen Diyanet İşleri Başkanlığına devredilmiş, Başkanlıkça din görevlileri atanmak suretiyle fiilen kullanım sürdürülmüştür.
O halde davalı derneğin eylemli bir işgali olmadığı ve hukuken de tasarrufunun söz konusu olmadığı bir konuda fuzuli şagil kabul edilip ecrimisille sorumlu tutulması yukarıda açıklanan yasal düzenlemelere açıkça aykırı olup hüküm bu nedenle bozmayı gerektirmiştir.
Kabule göre de; davalı derneğin kamu yararına hareket ederek cami ve müştemilatını inşa edip Diyanet İşleri Başkanlığına devrettiği, böylece kötü niyetli zilyet olmadığı (TMK md.995) dolayısı ile ecrimisil koşulunun gerçekleşmediği gözetilmeden tazminata hükmedilmiş olması doğru görülmemiştir.
Ayrıca, davacı idare dava dilekçesinde sadece 8.724.000.000 TL ecrimisil isteminde bulunduğuna, dönem olarak dava tarihinden geriye doğru 5 yıllık bir talepte bulunmadığına göre, dönemsel olarak talep aşılmak suretiyle beş yıl için ecrimisile hükmedilmiş olması usul ve yasaya aykırı bulunmuştur (HUMK md.74).
Son olarak, karar altına alınan ecrimisile her tahakkuk ya da dönem sonu itibariyle yasal faize hükmedilmesi gerekirken, hangi tarihten itibaren faiz uygulandığı belirtilmeden karar verilmiş olması uygun bulunmamıştır (HUMK md.388/son).
Bu itibarla yukarıda açıklanan esasılar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 12.7.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy