(2004 S. K. m. 72) (4721 S. K. m. 6)
Dava: Dava dilekçesinde 5.000.000.000 lira borçlu olmadığının tesbiti masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Karar: Davacı vekili dilekçesinde, müvekkilinin araç maliki olduğunu, davalılar ile anlaşarak öğrenci servis işi yaptıklarını, ancak karşılıklı anlaşma ile aralarındaki sözleşmeyi feshettiklerini, davalıların teminat senedi olarak verilen senedi icraya koyarak takip yaptıklarını beyan ederek, bu senetten dolayı borçlu olmadığının tesbitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı taraf yargılama sırasında, icra tehdidi altında senet bedelini ödediklerini, böylelikle de davanın istirdat davasına dönüştüğünü beyan etmiştir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre senedin teminat senedi olduğuna dair herhangi bir delil elde edilemediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Dosyada mevcut dava ve takibe konu senedin incelenmesinden, senedin bir bono olduğu, alacaklısının davalı, borçlunun ise davacı olduğu 5.000.000.000 TL bedelli olup, senette bedeli nakden ahzolunmuştur kaydının bulunduğu anlaşılmıştır. Taraflar arasındaki sözleşmenin incelenmesinden davacı tarafından davalı tarafa teminat senedi verileceğine ilişkin bir hüküm bulunmadığı gibi senette de teminat senedi olduğuna ilişkin bir kayda da rastlanmamıştır.
Kural olarak Medeni Kanunun 6.maddesi gereğince Kanun aksini emretmedikçe iki taraftan her biri iddiasını ispat ile mükelleftir. Somut olayda davacı taraf bononun teminat için verildiğini ileri sürdüğüne göre bu hususu yazılı deliler ile kanıtlamalıdır. Bu husus da yazılı delil ileri sürülmediğine göre mahkemece davacı tarafa davalıya yemin teklif etme hakkının bulunduğu hatırlatılarak yaptırılacak yeminin sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ile davanın reddine karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 12.07.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy