(4721 S. K. m. 725)
Dava: Dava dilekçesinde arsa bedeli olarak 4.500.000.000 lira alacak ve 3.500.000.000 lira ecrimisilin faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Davacı, 112 Ada 6 parselde adına kayıtlı gayrimenkul üzerine davalı kardeşi tarafından habersiz ve izinsiz olarak bina yapıldığından ötürü maliki olduğu arsa bedeli 4.500.000.000 lira ve 1995 yılından beri arsanın fuzuli işgalinden dolayı da 3.500.000.000 lira ecrimisil bedeli olmak üzere toplam 8.000.000.000 liranın faiziyle birlikte tahsilini istemiştir.
Davalı 1995 yılında arsasına sınır komşusu olan davacının bilgi ve rızası dahilinde bina yaptırdığını beyanla davacının bir zararı da olmadığından davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece; bilirkişi raporuna göre dava konusu arsanın kira geliri getirmeyeceği anlaşıldığından ecrimisil talebinin ve ayrıca taşınmazın davacı mülkiyetinde olup tapuda herhangi bir ferağ işlemi de yapılmadığından arsa bedelinin tahsili talebinin reddi cihetine gidilmiştir.
Bir nesneye (taşınmaza) haksız olarak kötü niyetle, kendi çıkarına zilyet olan kimse, onu hak sahibine geri vermekle yükümlüdür. Bu durumda malikin zararı aranmaksızın, o taşınmazı kullanmayacak ya da kullandırmayacak olsaydı bile, davalının kullanmakla elde ettiği menfaatin ödetilmesi gerekmektedir.
Somut olayda davacı davalının (haksız zilyedin) malvarlığından oluşan somut artışı istememiştir. Davalı, taşınmazı bizzat kullanmasının objektif değerini ödemeye mahkum edilmelidir.
Bundan ayrı olarak davacı arsa bedelinin de tahsilini istemektedir. Davalı tarafından el atılan taşınmaz malın değeri, taşınmazın el koyma tarihindeki nitelikleri nazara alınarak dava tarihindeki değeri saptanmalıdır.
Bunun içinde taraflardan emsal istenilmeli ve tapudan emsal araştırılmalı ve değer takdirinde bunlar nazara alınarak tespit edilmelidir. Zira davacının arsa bedelinin tahsili talebi içinde terkin talebi de mevcuttur.
TMK 725 şartlarının oluşup oluşmadığı araştırılmak ve hasıl olacak sonuca göre karar verilmek gerekirken yazılı şekilde ecrimisil ve arsa bedelinin tahsiline ilişkin talebin reddi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 06.10.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy