(2577 S. K. m. 2) (1086 S. K. m. 389)
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Davada, 2863 sayılı yasa uyarınca davalıya verilen 18.037.500.000 TL değerindeki sertifikanın iptali istenilmiş; mahkemece, uyuşmazlığın çözümünde idari yargının görevli bulunduğu belirtilerek davanın görev yönünden reddine karar verilmiştir.
Oysa, kural olarak idari yargıda gerçek kişiler aleyhine dava açılıp yürütülemez. İdari Yargılama Usulü Kanununun 2. maddesinde; idarenin, idari eylem ve işlemlerine karşı (işlem veya eylemi yapan idare aleyhine) iptal ya da tam yargı davası açılabileceği kabul edilmiştir.
Somut olayda, davalı gerçek kişi aleyhine davacı idare tarafından sertifikanın iptali istemiyle adli yargıda dava açılmış olup, mahkemece delillerin yanılgılı değerlendirilmesi sonucu idari yargı yerinin görevli bulunduğundan bahisle görevsizlik kararı verilmesi usul ve yasaya uygun bulunmamıştır.
Kabule göre de, davalı taraf lehine hükmedilmesi gereken avukatlık ücretinin davlı vekili lehine karara bağlanması, hükmün taraflar için kurulacağı (HUMK md. 389) ilkesine aykırı olup isabetli bulunmamıştır.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, 12.9.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy