(4721 S. K. m. 683, 693, 699)
Dava dilekçesinde 3.720.000.000 lira ecrimisilin, yasal faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Davacı vekili dilekçesinde, taşınmaz üzerinde müvekkili ile davalının iştirak halinde malik olduklarını, ancak davalının taşınmazı işgal edip, davacının kullanımına engel olduğunu beyan ederek 13.720.000.000 TL ecrimisilin yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı savunmasında 26.3.2002 tarihinde tarafların anlaşarak ½ hissenin davacıya devredildiğini, bundan sonra artık geriye doğru ecrimisil talebinin yerinde olmadığını ifade etmiştir.
Mahkemece, intifadan men koşulunun gerçekleşmediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Kural olarak, müşterek veya iştirak halindeki mülkiyet durumunda taşınmazı kullanan malikten ecrimisil talep edilebilmesi için, diğer maliklerin taşınmazdan yararlanma isteklerini karşı tarafa iletmiş olmaları gerekir. Yararlanma isteminin iletilmesi belli bir şekil şartına bağlı değildir. Her türlü delil ile ispatlanabilir.
Davacının, ortak şeyden yararlanma isteğini bildirmesi, ihtar çekmek suretiyle olabileceği gibi, ortak taşınmaz için açılan izale-i şuyu davası, el atmanın önlenmesi davası, davalının taşınmazın tamamında hak iddia etmesi, davalı aleyhine daha önce açılan ecrimisil davaları gibi olgular da intifadan men koşulunu oluştururlar.
Dosyanın incelemesinden, davacı tarafından davalı aleyhine, içinde dava konusu taşınmazın da bulunduğu 5 adet daire hakkında izale-i şuyu davasının açıldığı, bu davada davacının davalı ile taksim hususunda anlaşamadıklarını, bu nedenle de ortaklığın giderilmesini talep ettiği anlaşılmıştır.
O halde mahkemece, açılan bu izale-i şuyu davasının intifadan men koşulunu gerçekleştirdiği kabul edilerek, yapılacak yargılama neticesinde hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yanlış gerekçeler ile davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 25.10.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy