(4721 S. K. m. 715, 756)
Dava: Dava dilekçesinde suya vaki müdahalenin önlenmesi istenilmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulü ve kısmen reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı Y. Köyü muhtarı ile Birleşen dosyada davacı T. Köyü Muhtarı tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Davacı Y. Köyü muhtarı dava dilekçesinde; davalı P. Köyüne borularla götürülen Ç. mevkiindeki suya vaki müdahalenin önlenmesini talep ve dava etmiştir.
Yine, aynı suda hak iddia eden P. Köyü ile T. Köyü muhtarları tarafından davacı Y. Köyü muhtarlığı aleyhine müdahalenin önlenmesi davası açılmış olup, her üç dosya birleştirilmiştir.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Ancak, dava konusu yapılan kaynak suyunun genel sulardan olduğu hususu çekişmesizdir.
Genel sulardan ise herkes, kadim ya da öncelikli kullanım haklarını engellememek koşuluyla faydalı ihtiyacı oranında yararlanabilir.
Anılan genel kaynak suyundan, çıktığı yerde öteden beri yaylacılar tarafından içme ve hayvanlarını sulamada yararlanıldığı ve artanının da K. deresine aktığı dosya içeriğinden anlaşılmaktadır.
Davalı, P. Köyü muhtarlığı ise bu suyu köylerine içme suyu olarak götürmek istemektedir ki; içme suyu ihtiyacı önceliklidir.
Dosya içerisindeki keşifte dinlenen mahalli bilirkişi beyanlarından; davacı ve davalı taraf olan her üç köyün yaylaya çıkan insan ve hayvanlarının içme ve temizlik ihtiyaçları için bu suyu kullandıkları anlaşılmaktadır.
Bu durumda dava konusu genel suya daha öncelikli bir ihtiyaç söz konusu olmadıkça eski kullanım şeklinin korunması gerekir. Genel suyun çıktığı yaylanın bir köyün sınırları içerisinde bulunması dahi bu sonucu etkilemez.
Mahkemece yapılacak iş; suların en az olduğu bir dönemde uzman bilirkişiler aracılığı ile yeniden keşif yapılarak öncelikle anılan suyun debisinin ölçülmesi ve yaylacıların oradaki içme ve hayvanlarını sulama ihtiyaçlarının ne miktar su ile karşılanabileceğinin usulünce tespiti, bu yapılırken de her üç köyün de yayla olarak kullandığının nazara alınması ve ondan sonra, eğer orada bu ihtiyaçtan fazla su varsa, belirlenen ihtiyaca yeter su miktarının yerinde bırakılarak fazlasından davalı köyün ayrıca saptanacak söz konusu faydalı ihtiyacı oranında yararlanmasının sağlanması yolunda bir düzenleme yapılması gerekir. Bu yapılırken de davalı köyün içme suyu ihtiyacının karşılanabileceği başka kaynakları var ise onlarında dikkate alınarak sonucuna göre hüküm kurulması gerekmektedir. Yine, Y. ve T. Köy halkının da terör nedeniyle yaylaya çıkamadıkları düşünülürse dava konusu suyu onlarında köylerine götürmek isteyebileceklerinin ve yaylacıların ihtiyacından fazla suyun saptanması halinde fazla suyun her üç köyün ihtiyacı düşünülerek paylaştırılması gerekmektedir.
O halde; belirtilen şekilde işlem, inceleme ve değerlendirmeler yapılarak sonuçlarına uygun bir karar verilmesi gerekirken, bu yönlerden eksik inceleme ve aksine düşüncelerle yazılı olduğu gibi hüküm kurulması doğru değildir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 18.10.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy