(4721 S. K. m. 756, 757)
Dava: Dava dilekçesinde Sarımollalı Köyünde kain suya vaki müdahalenin önlenmesi masrafların davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davacı ve davalı vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Davacılar, Sarımallalı köyünde kain müşterek malik oldukları taşınmazdan çıkan kadim içme, hayvan sulama ve düşek usulünde o kısım için sulama suyu olarak kullanılan suyu, boru döşemek suretiyle evlerine götüren 2 davalının müdahelesinin önlenmesini talep ve dava etmişlerdir.
Davalılar, müşterek mülkiyete tabi taşınmazın maliklerce çeşitli kıstaslar baz alınarak fiilen ve rızaen dörde bölündüğünü, her bir bölümün dörder yıllık süre ile münavebeli olarak yıllarca kullanılageldiğini, taşınmaz üzerinden 7 tane kaynak bulunduğu, bir kısmını diğer hissedarların evlerine götürmekle zımnen kullanım şekli belirlendiğini savunarak davanın reddini dilemişlerdir.
Mahkemece, dava konusu suyun paylaştırılması cihetine gidilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Dava konusu suyun taraflar dışında pek çok kişinin ortak oldukları tapusuz taşınmazdan çıktığı, taşınmazın kadim 4 parçaya bölünerek dörder yıl süre ile sıra ile ( düşek usulü ) o civarda çalışanlar tarafından içme, hayvan sulama ve kalan suyun sulamada kullanıldığı, debisi 0,043 lt/sn olan sızıntı şeklinde özel su niteliğinde ve taşınmaz içinde birden fazla kaynak var ise de kurumaya tek kaynak olduğu anlaşılmaktadır.
Ayrıca tanık ve bilirkişi beyanlarında dava konusu suyun ancak o civarda çalışanların içme ve hayvan sulamasına ve düşük usulünde kaynağın bulunduğu bölüm kendisine düşen hissedarın sebze sulamasına dahi yetmediği, bu nedenle su taraflara verilirse diğer kişilerin yararlanamayacağı belirtilmiştir.
O nedenle, suyun miktarı ve ihtiyaç gözetilerek öteden beri anlaşma ile belirlenen kullanma şeklini değiştirecek şekilde davanın kısmen kabulü doğru görülmemiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 14.2.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy