(3402 S. K. m. 12)
Dava: Dava dilekçesinde 19.221.500.000 lira taviz bedeli alacağın faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Davacı, Bursa Osmangazi ilçesi Çağlayan Köyü Çıraklar mevkiindeki 1038, 1037, 1036 parseller adına kayıtlı iken Karayolları Genel Müdürlüğü tarafından kamulaştırıldığını, bedellerini tahsil etmek istediğinde kayıtlarda S. H. Vakıf şerhi bulunduğundan ötürü taviz bedeli ödemek zorunda kaldığını beyanla 19.221.500.000 lira alacağın tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, davacının talebi tapulama tutanaklarının kesinleştiği 4.6.1982 tarihinden dava tarihine kadar 10 yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra yapılmış başvuru sırasında ödediği paranın iadesine ilişkin olduğundan ötürü davanın reddine karar verilmiştir.
Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 2003/1 Esas, 2004/1 Karar sayılı kararında vakıf şerhi'nin tapu sicilinden silinmesi ya da tapu siciline yazılmasına ilişkin istemleri içeren davalarda 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 12/3 maddesinde öngörülen on yıllık hak düşürücü sürenin uygulanması gerektiğine karar verilmiştir.
Somut olayda ise, tapulama tutanaklarında H. Vakfı şerhi yazılıdır. Dolayısıyla burada 3402 Sayılı Yasanın 12.maddesi ile ilgili bir sorun yoktur.
Bu durumda uyuşmazlık, dava konusu taşınmazın tavize tabi olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Taviz bedeline tabi olan vakıf şerhi taşınmazlar, çıplak mülkiyet vakfa ait sahih vakıf niteliğindeki bir vakıf şerhini taşıyan taşınmazlardır. Devlete ait miri arazi üzerinde padişah veya onun izin verdiği kişiler tarafından kurulmuş gayri sahih vakıflar taviz bedeline tabi değildir.
Bu durumda mahkemece uzman bilirkişi aracılığıyla sahih ya da gayri sahih vakıflardan olup olmadığının tespiti ile hasıl olacak sonuca göre karar verilmelidir.
Bundan ayrı olarak, davacı talebi ödediği taviz bedelinin istirdadına ilişkin olup, tescil ve terkin talebi yoktur. Hakim istekten fazla hususları araştırmak ve karar vermek durumunda değildir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 21.11.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy