(1086 S. K. m. 3)
Dava: Dava dilekçesinde fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydı ile 500.000.000 lira alacağın yasal faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili dilekçesinde, davalıların müvekkiline ait taşınmazı işgal ettiğini beyan ederek fazlaya ilişin haklar saklı kalmak kaydı ile 500.000.000 TL ecrimisilin yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Yargılama sırasında yaptırtılan bilirkişi incelemesinde asıl alacak tutarının 2.400.000.000 TL olduğu bildirilmiş, bunun üzerine davacı davasını ıslah etmek suretiyle talebini 1.443.000.000 TL'ye çıkartmıştır.
Bir davanın kısmi dava olarak nitelendirilebilmesi için alacağın tümünün aynı hukuki ilişkiden doğmuş olması ve bu alacağın şimdilik bir kesiminin dava edilmesi gerekir. Alacaklı, alacağının dava açıldığı tarihte gerçekleşmiş ve istenebilir olan (muaccel) alacağının tümünü dava konusu yapmış ise böyle bir dava, kısmi bir dava değil, tam davadır. Çünkü alacaklının dava edebileceği miktar o kadardır. Davacının, kısmi dava mı, yoksa tam dava mı açtığı davacının dilekçesinden (talep neticesinden) anlaşılır. Davacı, dava sebebi olarak gösterdiği vakıalardan (hukuki ilişkiden) doğan alacağının tümünü mü, yoksa yalnız bir kesimini mi istediğini (dava ettiğini) açıkça bildirmelidir. Aksi halde; yani davacının alacağının yalnız bir kesimi için dava açtığını bildirmemiş ise, dava kısmi dava değil, tüm dava sayılır. Diğer yönden davacının dava dilekçesinde, fazlaya ilişkin haklarım saklı tutuyorum gibi bir ifade kullanması da davanın kısmi dava olarak nitelendirilmesi için yeterlidir.
Davacı dilekçesinde fazlaya ilişkin haklarını saklı tutup, bilirkişi raporuna göre alacağın tamamını tutan dava tarihi itibari ile 400.000.000 TL'lik görev sınırının üzerinde kaldığından, mahkemece dava dilekçesinin görev yönünden (davanın Asliye Hukuk Mahkemesinde görüleceği gerekçesi ile) reddedilmesi gerekirken, işin esasına girilerek karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 18.10.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy