(1086 S. K. m. 163, 414, 423)
Dava: Dava dilekçesinde 3.375.000.000 lira tazminat ve kira alacağının faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Davacı dava dilekçesinde, davalı kiracının üç aylık kira bedelini ödemediği gibi eşyalı olarak teslim edilen evdeki eşyalara zarar verdiğini ileri sürerek 3.375.000.000 lira alacağın tahsilini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece, davacının delillerini tanıklar olarak hasretmesi ve iki kez süre verildiği halde tanıklar için gerekli masrafın kesin süreye rağmen yatırılmadığından ötürü ispatlanamayan davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm, süresinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 423/2 maddesi gereğince; tanık listesi veren taraf, gösterdiği tanıkların ücretlerini ve davetiye giderlerini mahkeme veznesine peşin vermek zorundadır. Hakim tarafından verilecek kesin süre içerisinde bu ücret ve giderleri ödemeyen taraf, tanık dinletme isteğinden vazgeçmiş sayılır (HUMK. m. 414).
Davacı iddiasının ispatı için tanık deliline dayanmıştır. Mahkemece tanıkların bir dahaki celse de dinlenebilmesi için adlarına davetiye çıkartılmasına karar verilmiştir. Ancak, ara kararlarında tanık ücretleri belirtilmemiş, sadece miktar ve mahiyeti açıklanmadan davetiye çıkartılması ndan bahsedilmiştir. Hal böyle olunca bu çeşit bir mehil usul ve kanuna uygun sayılamayacağı için davacı verilen süreye uymamakla delil gösterme hakkını kaybetmez (HUMK. m. 163, 414, 423). Çünkü bir kimsenin bir haktan yoksun bırakılabilmesi için kararda ne yapılması gerektiğinin açık seçik belirtilmesi gerekir.
Somut olayda, tanık ücretleri tayin ve tespit edilmediğine göre davacı tarafın görevi tam olarak belli edilmiş sayılmaz. Bu nedenle de kesin sürenin koşulları oluşmamıştır.
Bundan ayrı olarak da davacı dava dilekçesinde ilgili deliller demekle yemin deliline de dayanmaktadır. 2.12.2004 tarihli delil listesinde yeniden yemin delilinin yazılmaması ve sadece tanık isimlerinin bildirilmesi ile yetinilmesi delillerin hasredilmesi anlamına gelmez.
O halde mahkemece, davacı taraf delilleri HUMK hükümleri gereğince değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken itibar edilmeyen gerekçelerle ve eksik inceleme sonucu davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 24.10.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy