(2004 S. K. m. 72)
Dava: Dava dilekçesinde borcun bulunmadığının tespiti istenilmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Davada, davacıların murisi ile davalının karıştığı trafik kazasında yaralanan sigortalıya ödenen paranın tahsili için Bağ-Kur tarafından açılan dava sonucunda; 10.238.000.000 TL'nin müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verildiği, bu paranın 2.290.000.000 TL'sinin davalının sigorta şirketi tarafından ödendiği, bakiyesinin ise (7.318.000.000 TL) davalı tarafından ödendiği; davalının bu olayda 3/8 kusurlu bulunmasına rağmen, ödediği 7.318.000.000 TL'nin tamamının tahsili için davacılar aleyhinde icra takibinde bulunduğu, talebin haksız olduğu iddia olunarak, 2.744.250.000 TL borçlu bulunmadıklarının tespiti ile fazladan ödedikleri paranın istirdadı talep olunmuştur.
Mahkemece, bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kısmen kabulü ile; davacıların 1.518.565.456 TL'den borçlu olmadıklarının tespitine, davacılardan icra yolu ile tahsil edilen 1.518.565.456 TL'nin davalıdan 30.12.2004 tarihinden itibaren yasal faizi ile tahsiline karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Ancak, hükme esas alınan bilirkişi raporunda; İş Mahkemesi kararında sigorta şirketinin 958.904.731 TL için sorumlu tutulduğu belirtilerek icra dosyasına ödenen toplam miktardan bu miktar düşülmek suretiyle, bakiyesi tarafların kusur oranlarına göre paylaştırılmıştır.
Oysa mahkeme kararında davalı İ. Sigortanın sorumluluğu 958.904.731 TL limitle sınırlı olmak kaydıyla hüküm altına alınmıştır. Sigorta şirketine kazadan dolayı bir kusur izafe edilmemiştir. Bu nedenle, icra takibine konu 10.238.000.000 TL'nin tarafların kusur oranlarına göre paylaştırılarak, tarafların sorumlu oldukları miktarların öncelikle belirlenmesi gerekir. Bu belirleme yapıldıktan sonra, sigorta şirketinin davalının kusur durumuna göre ödeme yaptığı da gözetilerek (davalının ödemesi gereken miktardan 2.920.000.000 TL düşülmek suretiyle) davalının davacıdan talep edebileceği miktar saptanmalı, sonucu dairesinde hüküm kurulmalıdır. Yanılgılı değerlendirme ve yanlış hesaplama sonucu yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 03.10.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy