(2004 S. K. m. 67) (4721 S. K. m. 6) (1086 S. K. m. 293)
Dava: Dava dilekçesinde 3.484.000.000 liralık takibe vaki itirazın iptali ile %40 inkar tazminatının masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili dilekçesinde, müvekkili ile davalının dayı-yeğen olduklarını, ortak mirasın paylaşımı, müstakil tapuların alınabilmesi ve diğer paydaşlara paylarının ödenmesi konularında masrafların tamamının müvekkili tarafından üstlenildiğini, sonucunda da tapuda devir işlemlerinin gerçekleştirildiğini, davacı tarafından yapılan bu masraflardan davalının hissesine düşen bölümün tahsili amacı ile icra takibi yaptıklarını davalının da bu takibe itirazda bulunduğunu beyan ederek, itirazın iptali ile %40 inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı savunmasından, davalı ile aralarında yaptıkları anlaşma gereğince tüm masrafların ortak karşılandığını, ayrıca dava dışı mirasçısının miras payına düşen bedeli de kendisinin ödediğini, buna ilişkin makbuzu olduğunu, diğer harcamalar yönünden ise davacı ile aralarındaki akrabalık ilişkisine güvenerek belge almadığını ifade etmiştir.
Mahkemece, davacının davalı adına yaptığı ödemelerin varlığını ispat edemediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
MK. nun m. 6. gereğince Herkes iddiasını ispat etmekle mükelleftir. Davacı ve davalı HUMK'nun 293. maddesinde tahdidi olarak sayılan hısımlardan olmadıklarından, davada tanık dinleme olanağı bulunmamaktadır.
Somut olayda, dava dışı mirasçının payının ödenmesi konusunda, her iki tarafta ödemeyi kendisinin yaptığını iddia ettiğine göre, mahkemece her iki taraftan bu konudaki delilleri (yazılı belge, makbuz vs) istenerek ve gerektiğinde de yemin deliline başvurulmak suretiyle hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Diğer yandan, tapu masrafları yönünden de somut olayda, olayın niteliği ve uyuşmazlığın miktarı itibariyle tanık dinleme olanağı bulunmadığına ve davacının da dava dilekçesinde yemin deliline dayandığının anlaşılması karşısında (yazılı belge sunamaması halinde) davacı tarafa yemin teklif etme hakkının bulunduğu hatırlatılarak, yaptırtılacak yeminin sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile davanın reddine karar verilmesi gerektirmiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 08.11.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy