(1086 S. K. m. 39/1-2)
Dava: Dava dilekçesinde 9.449.500.000 lira ecrimisilin faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davacının davalı sıfatı yoksulluğu nedeni ile reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili dilekçesi ile; vakfa ait taşınmazları, davalının ( Türkiye İş Kurumu Zonguldak Şube Müdürlüğü/haksız işgali nedeniyle, 9.449.500.000 TL ecrimisil bedelinin faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili ( Türkiye İş Kurumu Genel Müdürlüğü vekili ); husumetin yanlış yönetildiğini, zira İl Müdürlüğünün temsil yetkisinin olmadığını savunarak, öncelikle davanın husumetten reddini istemiştir.
Mahkemece, davanın husumet yönünden reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir.
Davacı ( Vakıflar İdaresi ), vakfa ait taşınmazların haksız işgali nedeniyle, işgalini sürdüren Zonguldak Türkiye İş Kurumu Şube Müdürlüğünü dilekçesinde davalı olarak göstermiştir. Oysa gerçek hasım, kuruluş konusu olan ve tüzel kişiliği haiz bulunan Türkiye İş Kurumu Genel Müdürlüğü'dür. Dava edilen ile temsilde hata edilen arasında üst-alt ünite ilişkisi vardır. Davacı, kendisine zarar veren kuruluşun il temsilciliğini davalı göstererek tarafta değil, temsilcide hata yapmıştır. Bu gibi durumlarda HUMK.39/1-2 maddesi gereği davacıya davayı gerçek hasıma yöneltip, dava dilekçesinin tebliği için mehil verilmesi gerekir ( H.G.K.21.3.1984 T. 1981/4-1103 E, 1984/300 K ). Ancak, davaya cevap veren Türkiye İş Kurumu Genel Müdürlüğü vekili olup, davalı vekili sıfatıyla duruşmaya da katılmış bulunmasına göre, dava dilekçesinin gerçek hasıma tebliğ edildiğinin kabulü gerekir.
Mahkemece, davanın esasına gidilerek, tarafların tüm delilleri toplanıp, sonucu dairesinde hüküm kurulması gerekirken, yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 14.2.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy