(4721 S. K. m. 683)
Dava: Dava dilekçesinde 8.850.000.000 ecrimisilin, karşı davada ise 3.000.000.000 lira faydalı masrafa ilişkin alacağın faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece asıl davanın kısmen kabulüne, karşı davanın ise tamamen kabulüne karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Dava dilekçesinde; dava konusu dairenin 1/3 hissesinin muris muvazaası nedeni ile davalı adına olan tapusunun iptali ile davacı adına tesciline hükmedildiği ancak, dairenin davalı tarafından kullanıldığı ileri sürülerek, 17.11.1998 den dava tarihine kadarki dönem için davacının payına isabet eden 8.850.000.000 lira ecrimisilin hüküm altına alınması istenilmiştir.
Davalı vekili ise; dairenin bizzat davalı tarafından kullanılmadığını kiraya da verilmediğini ileri sürerek asıl davanın reddi ile, davalı tarafından yapılan faydalı giderlerden 3.000.000.000. liranın fazlaya ilişkin haklarının saklı tutularak faizi ile birlikte tahsilini karşı dava dilekçesinde talep etmiştir.
Mahkemece; asıl davanın kısmen, karşı davanın ise tamamen kabulüne karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Ecrimisile ilişkin asıl davadaki temyiz itirazları yönünden;
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 7.2.1990 gün ve 1989/3-6, 1990/56 sayılı kararında da kabul edildiği gibi, murisin muvazaalı olarak taşınmazı devir ettiğinin mahkeme kararı ile tespit edilmiş olması halinde, taşınmazı elinde bulunduran davalı baştan beri kötü niyetli sayılır ve ecrimisili ödemekle sorumlu olur.
Dairemizin yerleşmiş uygulaması da bu yöndedir.
Davaya konu dairenin davalı tarafından bizzat kullanılmadığı, kiraya da verilmediği ve boş olarak tutulduğu sabit ise de; davalının zaman zaman daireye gelip gittiği, aidatları ödediği ve anahtarın onda olduğu, dolayısı ile dairenin davalının tasarrufunda bulunduğu tanık beyanlarından anlaşılmaktadır.
O halde, davalının ecrimisil ile sorumlu tutulmasında bir isabetsizlik bulunmayıp, davalı (karşı davacı) vekilinin bu yöne ilişkin temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
Ancak; ecrimisil kötüniyetli şagilin ödemekle yükümlü olduğu tazminat olup, en azı kira geliri, en çoğu ise tam gelir yoksunluğudur.
Kira geliri üzerinden ecrimisilin hesaplanmasında ise, taraflardan öncelikle emsalleri istenilmeli, yoksa bilirkişiler tarafından re'sen bulunacak emsal yada emsaller ile karşılaştırılarak ecrimisil istenilen ilk dönemin kira bedeli rayice göre belirlendikten sonra, devam eden dönemlerde de Toptan Eşya Fiyat Endeksinin tamamı yansıtılarak belirlenecek miktardan az olmamak koşulu ile davacının hissesi oranında ecrimisile hükmedilmelidir.
Karara esas alınan bilirkişi raporundaki hesap yöntemi yerleşik yargısal ilkelere uygun olmayıp, bu husus bozma nedenidir.
Karşı davaya ilişkin temyiz itirazları yönünden ise;
Kötüniyetli zilyet, ancak hak sahibi için değer artırıcı zaruri giderleri isteyebilir. Bilirkişi raporuna göre değer artırıcı giderlerin toplamı 2.350.000.000 lira olup, bu masraflardan davalının hissesine isabet eden kısım düşüldükten sonra kalan kısmın davacıdan tahsiline karar vermek gerekirken, yazılı şekilde davalının hissesine düşen kısım indirilmeden ve diğer masraflarında zaruri olup olmadığı tartışılmadan hüküm tesisi doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince bozulmasına ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 03.04.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy