(818 S. K. m. 61)
Dava dilekçesinde 1.573.97 YTL alacağın faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Davacı vekili dilekçesi ile; müvekkili, S. Holding AŞ. Genel müdürlüğünün; sermayesinin %100'ü devlete ait bir kuruluş olup, 4046 Sayılı Yasa uyarınca başbakanlık Özelleştirme İdaresi Başkanlığına bağlı, özelleştirme kapsamında; personel ücretlerinin ve diğer özlük haklarının tespiti konusunda Başbakanlık Yüksek Planlama Kurulu'nun kararlarına; bunların uygulamaları ile ilgili olarak da Başbakanlık Yüksek Denetleme Kurulu denetimine tabi bir kuruluş olduğunu; müvekkili kuruluşun Yönetim kurulu kararı ile, Sözleşmeli Personel Yönetmeliğinin 134. maddesi dahilinde performans esasına dayalı olarak, 2004 yılı için ödenmesine karar verdiği prim ödemelerinin, Yüksek Denetleme Kurulu'nun 23.06.2004 tarih ve 818 sayılı yazısı uyarınca (mevzuata aykırı bulunduğundan), tüm personelden geri alınmasına karar verildiğini; davalıya 15 Ocak 2004 tarihinde ödenen prim tutarı olan 1.573.97 YTL'nin 5 eşit taksitle ödenmesi için yazılı bildirimde bulunulduğunu, ancak, davalının verdiği cevapla talep edilen meblağı ödemeyeceğini bildirdiğini, bu durumda; davalının haksız zenginleştiğini iddia ederek; davalıya fazladan ödenen 1.573.97 YTL alacağın yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde, davacı idarenin kendi aldığı bir kararla yaptığı ödemeleri alacak davası açarak talep etmesinin mümkün bulunmadığını, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da belirtildiği gibi davalı için kazanılmış bir hak söz konusu olduğunu savunarak, hukuki dayanaktan yoksun davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, İdarenin yanlış tasarrufu sonucu yaptığı ödemeler, ancak kanunlarda yazılı süre içerisinde istenebilir veya dava açılmış ise bu dava sonucuna göre talep etmesi mümkündür. Bu süreler geçtikten sonra yanlış tasarruftan dolayı yapılan ödemelerin geri alınması, bu ödemeler, ilgili kişi hakkında hukuken kazanılmış durum oluşturduğundan geri istenemez gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından sûresinde temyiz edilmiştir.
Davacı kurum; sözleşmeli personel yönetmeliğinin 134'üncü maddesine istinaden, performans esasına dayalı olarak Holding'in tüm personeline tek bir prim esasına göre prim verilmesini öngören yönetim kurulu kararının, Yüksek Denetleme Kurulu tarafından mevzuata aykırı bulunması nedeniyle; uygulamadan kaldırılmasına ve karar gereğince personele ödenen primlerin, ödeme öncesinde alınmış bulunan taahhütnameler çerçevesinde, geri alınmasına karar verildiğinden; davalıya ödenen primin istirdaten tahsiline yönelik bu davayı açmıştır. Mahkeme hükmüne gerekçe yapılan hususlar 5.4.1973 tarih ve 72/6 E -73/2 K sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında anılan yanlış şart tasarrufu (özellikle yanlış intibak İşlemi) ile ilgilidir. Bu nedenle olayda uygulama yeri bulunmamaktadır.
Davalı, aldığı primden önce verdiği taahhütname başlıklı belgede; S. Holding Yönetim Kurulunun 23.12.2003 tarih, 25/85 sayılı kararı uyarınca tarafına ödenecek primin müktesep hakkım sayılmayacağını, yetkili merciler tarafından prim ödemesinin yürürlükten kaldırılması halinde, almış olduğum prim ödemelerinin halen doğmuş ve ileride doğacak her türlü istihkaklarından Holding Yönetiminin uygun göreceği şekilde kesilmesine muvafakat ettiğimi ... diyerek, ödenecek primin geri alınabileceğini kabul etmiş durumdadır. O halde, davalının aldığı prim avans niteliğindedir. Prim ödenmesine ilişkin alınan yönetim kurulu kararı Yüksek Denetleme Kurulu tarafından mevzuata uygun bulunmadığından yürürlükten kaldırılmış olmasına göre, gerçekleşememiş alacağa ilişkin verilen avans niteliğindeki primin; sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre istirdadı mümkün bulunmaktadır.
Mahkemece, yapılan ödemenin haksız iktisap kuralları çerçevesinde istenip istenemeyeceği tartışılmadan bu konuda araştırma ve inceleme yapılmadan yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş olması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 17.07.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy