(2004 S. K. m. 67) (1086 S. K. m. 237)
Dava: Dava dilekçesinde 870 YTL için yapılan ilamsız icra takibine vaki haksız itirazın iptaline takibin devamına % 40 icra inkar tazminatının faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kesin hüküm nedeniyle reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı vekili talebi üzerine kanun yararına Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından temyiz edilmiştir.
YARGITAY KARARI
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Karar: Davada, 870 YTL alacağın tahsili için yapılan takibe vaki haksız itirazın iptali istenilmiştir.
Mahkemece davanın kesin hüküm nedeniyle reddi cihetine gidilmiştir.
HUMK'nun 237. md. nin 2. fıkrası hükmü uyarınca kesin hükümden sözedilebilmesi için, iki tarafın müddeabihin ve dayanılan hukuki sebebin aynı olması şarttır. Her ne kadar mahkemece daha önce aynı konuda İcra Mahkemesinde itirazın kaldırılması talebinin reddine karar verildiği, bu nedenle kesin hüküm nedeniyle davanın reddine karar verilmiş ise de, Tetkik Merciinin itirazın kaldırılması talebinin reddine ilişkin kararı, hukuk mahkemesini bağlamaz. Tetkik Mercii Hakimliğinin kararı kesin hüküm teşkil etmez. Davacının genel hükümlere göre her zaman Hukuk Mahkemesinde dava açma hakkı olduğu gözetilmeden, kesin hüküm nedeniyle davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
Sonuç: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 427/6. maddesine dayalı kanun yararına bozma isteğinin açıklanan sebeple kabulü ile hükmün sonuca etkili olmamak üzere BOZULMASINA, 19.09.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy