(1086 S. K. m. 443) (1136 S. K. m. 164)
Dava: Dava dilekçesinde davacı aleyhine başlatılan icra takibinde borçlu olmadığı ileri sürülerek takibin iptaline karar verilmesi istenilmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Karar: Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Davada; davacı aleyhine 1.919,00. TL. faiz alacağının tahsili için başlatılan icra takibinde davacının borçlu olmadığı ileri sürülerek takibin iptaline karar verilmesi istenilmiştir.
Mahkemece, hesap bilirkişisinin raporu doğrultusunda davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Yanlar arasında Büyükçekmece Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2000/982 E. ve 2002/2298 K. sayılı dava dosyası ile müdahalenin men'i ecrimisil ve tazminat istemi ile açılan dava sonucunda 3.800,00. TL vekalet ücretinin o davanın davacısı durumunda olan davalıdan tahsiline karar verildiği, davacının ise 24.05.2005 tarihinde başlattığı takiple 3.800,00. TL vekalet ücreti alacağı ile birlikte 2.185,00. TL. işlemiş faizin tahsilini istediği, davalının İcra Hukuk Mahkemesinde işlemiş faize yönelik itirazı üzerine hesap bilirkişisinden alınan rapor doğrultusunda işlemiş toplam faizin 4.104,29. TL. olduğu gerekçesiyle itirazın reddine karar verildiği, davalının ise bu karara istinaden daha önce takip konusu yapılamayan 1.919,00. TL. işlemiş faiz alacağının tahsili için 11.11.2005 tarihinde yeni bir takip başlattığı dosya kapsamından anlaşılmaktadır.
Mahkemece; vekalet ücretine hükmedilen kararın tarihi ile takip tarihi arasında işleyecek faizin miktarı yönünden yeniden bir bilirkişi incelemesi yaptırılarak yazılı şekilde davanın reddine karar verilmiş ise de; Avukatlık Kanunu'nun 164/son maddesi gereğince yargılama sonucunda karşı taraf aleyhine hükmedilen vekalet ücreti yargılama ve icra gideri niteliğinde olduğundan ancak dava veya takip sonuçlandığında miktarı belli olur ve bundan sonra hasım taraftan tahsili mümkün hale gelir. Kaldı ki; vekalet ücretinin hüküm altına alındığı ilamda mülkiyet hakkına dayalı olarak müdahalenin men-i isteminde bulunmuş olup, ilam taşınmazın aynı ile ilgilidir. Ecrimisil ve tazminat istemleri ise el atmanın önlenmesi kararının eklentisi niteliğindedir.
O halde; HUMK'un 443. maddesi gereğince kesinleşmeden icraya konulamayacak olan ilamlardaki vekalet ücreti de ilamın eklentisi durumunda olduğundan asıl hüküm kesinleşmedikçe icra edilemez.
Mahkemece yukarıdaki hususlar doğrultusunda müdahalenin men'ine ilişkin hükmün kesinleştiği tarihin esas alınarak vekalet ücretine yürütülecek faizin bu tarihten itibaren hesaplatılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru değildir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK'un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 17.12.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy