(1086 S. K. m. 237) (4721 S. K. m. 995)
Dava: Dava dilekçesinde 2.518,00 YTL ecrimisilin faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Davacı, İstanbul Vakıflar Bölge Müdürlüğü 13/100 hissesine malik olduğu 4 parselin bir kısmının davalı tarafından işgal, edildiğini ileri sürerek 01.03.2001 - 28.02.2005 tarihleri arasında tahakkuk eden 2.518,00 YTL ecrimisilin işgalin başlangıcından itibaren kademeli yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Mahkemece, Beyoğlu 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2002/159 E, 2002/466 K. sayılı ilamının aynı taşınmaza ilişkin olduğu ve o davadaki ecrimisil isteminin, davalının payından fazla değil (daha az) yer kullanıldığının tespit edilmesi üzerine reddedildiği, bu davada da talebin aynı olduğu böylece kesin delil gerekçesiyle istemin reddi gerektiği kabul edilerek davanın reddine karar verilmiştir.
Oysa, hükme esas alınan Beyoğlu 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2002/159 E., 466 K. sayılı dava dosyasında dava konusu aynı taşınmaz ise de davalı olarak Sırma yer almış ve işbu davalının payından daha az yer kullandığı gerekçesiyle istem reddedilmiştir. Bu davada ise davalı Müberra olup, yapılan uygulamalı keşif sonucunda alınan 25.12.2006 tarihli bilirkişi raporunda davalının hissesinden daha az yer kullandığı değil aksine dava konusu taşınmaz üzerine betonarme (bodrum+zemin+1.kattan oluşan) bina yaparak kullandığı tespit edilmiştir. Kaldı ki davalı Müberra aleyhine aynı taşınmaz için bir önceki dönem ecrimisil istemi Beyoğlu 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 4.7.2001 gün, 2001/130 E., 416 K. sayılı davada kabul edilmiş, Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 25.2.2002 gün, 11110 E., 134 K. sayılı ilamı ile onanarak kesinleşmiştir. Bu durumda davalıları ayrı olan kesinleşmiş hükmün işbu dava için kesin delil niteliğinde olmadığı kesin delil olarak önceki dönem ecrimisil isteminin kabulü yönündeki hükmün dikkate alınması gerektiği gözetilmeden, delillerin yanılgılı değerlendirilmesi sonucu yazılı şekilde karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Bu itibarla hükmün HUMK'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, 27.11.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy