(2577 S. K. m. 7)
Dava: Dava dilekçesinde 2.933,95-YTL. alacağın faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili dilekçesi ile; davalının, davacı kurum personeli olduğunu, tahsis edilen lojmanla ilgili 80 m2 üzerinden kira bedeli ödemiş olmasına rağmen, yapılan denetimde lojman büyüklüğünün 120 m2 olduğunun anlaşıldığını; bu nedenle, davalının eksik ödemiş olduğu 2.933,95-YTL. alacağın faiziyle tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, 22.12.1973 tarihli Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı gereğince idari dava açma süresi geçtikten sonra davacı idarenin dava açamayacağını, olayda sebepsiz zenginleşmenin olduğu düşünüldüğü taktirde de bir yıllık zamanaşımının söz konusu olduğunu savunarak; davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; eksik kira tahsilinde davalının herhangi bir kusurunun olmadığı, idarenin eksik tahsilat yapıldığı tarihten itibaren 2577 sayılı Kanunun 7. maddesinde belirtilen 60 günlük dava açma süresi içinde talepte bulunmadığından bahisle, davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir.
Davalının yükümlülüğü diğer bir ifade ile kira borcunun kaynağı kira sözleşmesi değil kamu konutları yönetmeliği ve fiilen mecurdan yararlanılmış olmasıdır. Dolayısı ile kira sözleşmesinde mecurun kullanım miktarının hataen eksik gösterilmiş olması kiracıların düşük kira ödemesini haklı hale getirmez.
Ayrıca, kiranın eksik ödenmesinde davalının kusurunun olmaması; eksik tahsilatın yapıldığı tarihten itibaren 60 günlük süresi içerisinde idarece dava açılmamış olması kira alacağının tahsiline engel hukuki bir sebepte değildir. Zira, idarenin kira alacağının tahsili işlemi "yanlış şart tasarrufuna" dayalı bulunmamaktadır. Davacı idarenin alacağın varlığını tespit ettiği tarihten iş bu dava tarihine kadar zamanaşımı süresi de geçmemiştir.
Mahkemece, yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, 03.12.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy