(4721 S. K. m. 732, 735) (818 S. K. m. 61) (YHGK. 30.12.2009 T. 2009/3-550 E. 2009/606 K.)
Dava: Dava dilekçesinde toplam 34.750 YTL alacağın faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın reddine dair verilen hükmün temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması davacılar vekili tarafından istenilmekle; taraflara yapılan tebligat üzerine duruşma için tayin olunan günde taraflar ve vekilleri gelmediler. Evrak üzerinde inceleme yapılarak işin karara bağlanması için saat 14.00'e bırakılması uygun görüldüğünden, belli saatte dosyadaki bütün kağıtlar okunarak, tetkik hakiminin açıklamaları dinlenip, gereği düşünüldü:
Karar: Davacılar vekili dilekçesi ile; taşınmazda hissedar bulunan Rıza kızı Ayşe Can'dan satın aldıkları hisselere yönelik olarak, davalıların; müvekkilleri (davacılar) aleyhine 04.03.1998 tarihinde şufa davası açtıklarını, taraf teşkilinin uzun süre tamamlanamaması nedeniyle yargılamanın uzadığını ve şufa bedelinin (249.620.000 TL'nin) ancak 26.04.2004 tarihinde mahkeme veznesine depo ettirilebildiğini; bu durumda, davanın açılmış olduğu 04.03.1998 tarihinden hüküm tarihi olan 25.11.2004 tarihine kadar aradan 6 yıl gibi uzun zaman geçtiğini; bu süreçte, paranın değer kaybına uğradığını, satış bedeli ile ödenmesi gereken bedel arasında çok aşırı nispetsizlik oluştuğunu ve müvekkillerinin zarara uğradığını: buna karşılık, davalıların ise sebepsiz zenginleştiğini iddia ederek; fazlaya ilişkin hak saklı kalmak kaydıyla, müvekkili Ömer Ulus için 21.650 YTL Sami Akgüç için ise 13.100 YTL olmak üzere toplam 34.750.00 YTL tazminatın yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar davanın reddini istemişlerdir.
Mahkemece, ...Serik 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2004/14 esas sayılı dosyasında, şufa bedelinin 02.11.2004 tarihinde mahkeme veznesine depo edilmesi üzerine davanın kabulüne karar verildiği; davalılar vekilince, aradan geçen zaman nedeni ile şufa bedeli ile taşınmazın değeri arasında fahiş fark olduğundan; davacıların sebepsiz zenginleştiği iddia edilerek temyiz edildiği ve verilen kararın Yargıtay incelemesinden geçerek kesinleştiği, dosyada davalı tarafın taksim iddiasında bulunduğu; bu iddianın araştırılması ve taraf teşkilinin sağlanması için dosyanın uzun süre sonuçlanmamasının davalılara atfedilecek bir kusur olmadığı, davacıların da bu dosyanın uzamasında kusurlarının bulunduğu, mahkeme kararı ile kesinleşmiş olan şufa bedelinin yeniden yargılama konusu yapılamayacağı... gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacılar vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir.
Davacılar vekili, şufa hakkına konu yapılan payın, satış tarihi ile paranın mahkeme veznesine depo edildiği tarih arasında uzun bir sürenin geçmiş olması nedeniyle, bu zaman kesiti içerisinde paranın satın alma gücünde meydana gelen değer düşüklüğünün dikkate alınarak; davalıların sebepsiz zenginleşmesinin ve dolayısıyla müvekkillerinin de nedensiz fakirleşmesinin ve de zararlarının önlenmesini istemiştir.
Kurucu yenilik doğuran önalım (şufa) hakkının kullanılması ile doğan yeni satım sözleşmesi, önalım hakkı sahibi (davalı) ile muhatap alıcı üçüncü kişi (davacı) arasında, ilk satım sözleşmesinin koşulları ile hüküm doğurur. Önalım hakkının dava açılmak suretiyle kullanılması halinde, yeni satım ilişkisi, bu beyanı içeren dilekçenin karşı tarafa (davacıya) varması anında kurulmuş olur. Buna karşın mülkiyet, mahkeme ilamının kesinleşmesi ile karşı tarafa intikal eder.
Şufa davasındaki dava dilekçesinin davalıya tebliği tarihi ile mahkemenin verdiği depo kararı gereğince paranın mahkeme veznesine yatırıldığı tarih arasında geçen zaman kesiti içerisinde ekonomik ve objektif nedenlerle, şufa bedelinde bir değişiklik olacağı gerçeğinden hareketle depo tarihine göre şuf'a bedelinin belirli koşullar çerçevesinde saptanması gerekir. Zira, şuf'a bedelinin tapuda gösterilen ya da taraflarca kabul edilen bedel olması lazım geldiğine dair yasal bir zorunluluk bulunmamaktadır.
Somut olayda, mahkemece yapılacak iş; şufalı payın satış tarihi ile paranın mahkeme veznesine depo edildiği tarih arasında, (yaklaşık 6 yıl gibi) uzun bir süre geçtiği gözetilerek, objektif nedenlerle paranın değerindeki değişikliği saptayıp, bulunacak miktarın tazminat olarak hüküm altına alınmasından ibaret olmalıdır. Yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde davanın reddine karar verilmiş olması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 26.02.2008 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy