(4721 S. K. m. 2, 693, 995)
Dava: Dava dilekçesinde fazlayla ilişkin hak saklı tutularak 40.000.00 TL. haksız işgal tazminatının (ecrimisilin) faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın reddine dair verilen hükmün temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması davacılar vekili tarafından istenilmekle; taraflara yapılan tebligat üzerine duruşma için tayin olunan günde temyiz eden davacılar vekili gelmedi.
Aleyhine temyiz olunan davalı vekili geldi. Gelen vekilin sözlü açıklamaları dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için saat 14:00'e bırakılması uygun görüldüğünden belli saatte dosyadaki bütün kağıtlar okunarak, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlenip, gereği düşünüldü.
Karar: Davacılar vekili dilekçesinde; tarafların müşterek bulundukları binanın depremde yıkılması üzerine, zeminde arsa payı oranında müşterek malik durumuna geldiklerini; davalının hissesinin 2978/3440 olmasına rağmen, (eylemli kullanmada) davalının arsa üzerindeki hissesine düşen yerden çok daha büyük olacak şekilde (geçici) dükkan yaparak taşınmazını kullandığını, böylece haksız işgal tazminatının (ecrimisilin) faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı; depremden sonra, taşınılmazdan yararlanılması hususunda davacılarla mutabakata varıldığını ve paydaşlar arasında bu hususta (fiili kullanıma dair) anlaşma bulunduğunu; davacıların rızasına dayalı bir kullanım olması sebebiyle haksız işgalin mevcut olmadığını savunarak; davanın reddini istemiştir.
Mahkemece ... paydaşların bir bölümü depremden sonra taşınmazın kullanım biçimi hususunda anlaşmamışlar, bu anlaşma tüm paydaşlar katılmamışlardır. Adapazarı Belediyesi'nden celp edilen dosyadan; davacıların, taşınmaz paydaşlarından bir kısmı ile taşınmazın kullanım biçimi hususunda anlaşarak Belediyeye geçici ruhsat müracaatında bulundukları anlaşılmaktadır.
Burada olduğu gibi paylı mülkiyette bütün paydaşların katıldığı bir anlaşmaya varılmadığı takdirde anlaşmaya katılan tarafların birbirlerinden ecrimisil talep etmeleri mümkün değildir. Davacıların katıldıkları fiili kullanım anlaşmasından sonra aralarında hiçbir şey olmamış gibi davalıdan ecrimisil istemeleri Yasaya, yukarıda özeti verilen Yargıtay Kararlarına ve dürüstlük kuralına aykırıdır gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacılar vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir.
TMK md. 693'e göre: Paydaşlardan her biri, diğerlerinin hakları ile bağdaştığı ölçüde paylı maldan yararlanabilir ve onu kullanabilir. Buna göre, her paydaşın, müşterek mülkiyet konusu şeyin tamamı (veya bir kısmı) üzerinde yararlanma hakkı bulunmaktadır. Bu hak, ne mekan (yer) ne de zaman itibariyle sınırlandırılmıştır. Fakat paydaşlar, bu hususta değişik düzenlemeler getirebilirler. Zira Yasa, yalnızca her paydaşın kullanma ölçüsünü belirtmiştir. Kullanma olanağı sınırsız değilse (müşterek mülkiyet konusu bir apartmandaki asansörden yararlanma gibi) paydaşların örneğin yerce bölünmüş ya da zamanla değişen bir kullanma anlaşmasıyla kullanmanın biçiminde uyuşmaları gerekir.
Açıktır ki, söz konusu yararlanma, ancak diğer paydaşların haklarına saygı gösterildiği oranda hukuksal himaye görecektir. Nitekim Medeni Kanun da, yararlanma hakkının, diğer paydaşların hakları ile bağdaştığı ölçüde mevcut bulunduğunu kesin bir biçimde belirtmiştir. (TMK md.693) Kaldı ki TMK md.2 hükmü gereğince de bu sonuca ulaşılacaktır.
Paya uyan bir belirtme ve sınırlandırma olmadığı takdirde, her paydaşın, öbürlerine zarar vermemesi kaydıyla taşınmazı kullanma hakkı vardır. Bu hakkın ölçüsü ise, her somut olayda durumun özelliğini göz önünde tutarak araştırılmak gerekir.
Paylı malı, diğer paydaşların hakları ile bağdaşmayan bir biçimde kullanan paydaşlar (davalılar) kullanmayan (davacı) haklarını, rayiç kira üzerinden ve onun payı oranında ödemekle yükümlüdür.
Kötü niyetli zilyet, taşınmazın (nesnenin) haksız olarak alıkonulmasından kaynaklanan tüm zararlardan sorumludur.
Somut olayda; depremden sonra, arsada paydaş hale gelen taraflar; taşınmazın geçici kullanımı için Belediyeye birlikte başvurarak ruhsat talebinde bulunmuşlardır. Bu başvuru belgesinde ... arsaya işyeri yapılması ile ilgili muvaffakiyetimizi beyan ederiz denilmektedir. Yazı içeriğinden, davacıların; taşınmaz üzerindeki geçici dükkanların yapılmasına müsaade ettikleri anlaşılmakla birlikte, davalının kendi hissesinden daha büyük bir yeri kullanabileceğine dair muvafakatleri bulunduğu sonucu çıkmamaktadır. Davacılar, davalının kendi hissesine düşenden daha fazla yer kullandığını, bu kullanımın haksız olduğunu iddia ettiklerine göre, yukarıdaki ilke ve yasal düzenlemeler karşısında mahkemece; davalının hissesinden fazla kullandığı yerde (arsayla) ilgili, (dükkanın davalı tarafından yapıldığı da gözetilerek) arsa kirası üzerinden davacıların hissesine düşen ecrimisil miktarı hesaplanarak, belirlenecek miktarı tazminat olarak hüküm altına alınması gerekir.
Yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK'un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 09.07.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy