(1086 S. K. m. 4, 7)
Dava: Dava dilekçesinde fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydı ile 1000.-YTL tazminatın, yasal faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Davacı dilekçesinde, davalı idarenin, taşınmazından toprak olarak, baraj dolgusu yaptığını, bu nedenle de taşınmazının kullanılamaz hale geldiğini beyan ederek, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydı ile 1000.- YTL tazminatın yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
Hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacının 10.073.-YTL maddi zararı olduğu belirtilmiştir.
HUMK'nun 4/2. maddesine göre, alacaklı kısmi dava açarken fazlaya ilişkin hakkını saklı tutmuş ise, mahkemenin görevi dava edilen alacak miktarına göre değil, alacağın tamamına göre belirlenir.
Davamızda, davacının almaya hak kazandığı tazminatın tamamı 10.073.YTL'dir ve davacı fazlaya ilişkin hakkını saklı tutmuştur.
Bu durumda, alacağın tamamına göre asliye hukuk mahkemesinin görevli olması nedeniyle dava dilekçesinin görev yönünden reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 30.01.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy