(4721 S. K. m. 2, 693, 993, 994, 995)
Dava dilekçesinde 5.470 YTL ecrimisilin faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulü ile 1.483,36 YTL'nin tahsili cihetine gidilmiş, hüküm taraflar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Karar: Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Davacı vekili dava dilekçesinde, dava konusu 33 nolu parselin davalı tarafından işgal edilmesi nedeniyle 1.1.1998-31.12.2003 tarihleri için 5.470 YTL ecrimisil bedelinin davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Mahkemece; davacının 1528/5525 payına göre 1.483.36 TL ecrimisilin davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Hükmü taraf vekilleri temyiz etmiştir. Davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddine,
Davalı vekilinin temyiz itirazlarına gelince;
Dosya kapsamından dava konusu taşınmazın tapu kaydına göre davacının 1528/5525, davalının ise 265/5525 payının bulunduğu, taşınmaza müşterek malik oldukları, hükme esas alınan bilirkişi raporuna göre davalının tapu kaydına göre payının 265 metre kare olmasına rağmen işgal ettiği ev ve bahçenin 240 metre kare olduğu yani hissesinden daha az yerin kullanıldığı anlaşılmaktadır.
TMK madde 693e göre: Paydaşlardan her biri, diğerlerinin hakları ile bağdaştığı ölçüde paylı maldan yararlanabilir ve onu kullanabilir. Buna göre, her paydaşın, müşterek mülkiyet konusu şeyin tamamı (veya bir kısmı) üzerinde yararlanma hakkı bulunmaktadır. Bu hak, ne mekân (yer), ne de zaman itibariyle sınırlandırılmıştır. Fakat paydaşlar, bu hususta değişik düzenlemeler getirebilirler. Zira, yasa, yalnızca her paydaşın kullanma ölçüsünü belirtmiştir. Kullanma olanağı sınırsız değilse (müşterek mülkiyet konusu bir apartmandaki asansörden yararlanma gibi), paydaşların örneğin yerce bölünmüş ya da zamanla değişen bir kullanma anlaşmasıyla kullanmanın biçiminde uyuşmaları gerekir.
Açıktır ki, sözkonusu yararlanma, ancak, diğer paydaşların haklarına saygı gösterildiği oranda hukuksal himaye görecektir. Nitekim, Medeni Kanun da, yararlanma hakkının, diğer paydaşların hakları ile bağdaştığı ölçüde mevcut bulunduğunu kesin bir biçimde belirtmiştir (TMK mad. 693). Kaldı ki TMK mad. 2 hükmü gereğince de bu sonuca ulaşılacaktır.
Paya uyan bir belirtme ve sınırlandırma olmadığı takdirde, her paydaşın, öbürlerine zarar vermemesi kaydıyla taşınmazı kullanma hakkı vardır. Bu hakkın ölçüsü ise, her somut olayda durumun özelliğini gözönünde tutarak araştırılmak gerekir.
TMK'nın 993-995. madde hükümleri tarafından düzenlenmiş ve uygulamada ecrimisil olarak isimlendirilen bir istemin de bulunduğu kabul edilen yasal tasfiye rejimi, halihazır zilyedin, iadesi istenen taşınmaz (nesne) üzerinde, iadeyi engelleyecek bir hakka sahip olmamasını gerektirir.
Yukarıda açıklanan ilke ve yasal düzenlemeler karşısında, davacı, davalı paydaşın kendi hissesinden daha az bir bölümü kullanmasından ötürü zarara uğradığını ispat ettiği takdirde tazminat istemeye hak kazanır.
Başka bir deyişle davalının kullandığı kısmın taşınmazın en iyi yeri olmadıkça ecrimisile hükmedilmesi yanlıştır. Mahkemece yukarıda anlatılanlar ışığında bir araştırma yapılmaksızın eksik incelemeyle karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK'un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 17.04.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy