(818 S. K. m. 266) (4721 S. K. m. 194)
Dava dilekçesinde 4.400.00 YTL. kira alacağının tahsili için yapılan takibe itirazın iptaliyle kiralananın tahliyesi istenilmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı vekilince kira alacağı yönünden temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Davada; davalının 1.12.2004 tarihli sözleşmeyle davacıya ait taşınmazı kiraladığı, ancak 2006 yılının Ocak, Şubat ve Mart ayı kiralarını ödemediği, sözleşmenin 13.maddesi gereği dönem sonuna kadarki 8 aylık kira bedelinin de muaccel hale geldiği ileri sürülerek, toplam 4.400.00 YTL. kira alacağının tahsili için yapılan takibe itirazın iptaliyle %40 tazminatın tahsili ve kiralananın tahliyesi istenilmiştir.
Mahkemece; kiralananın davadan sonra 20.9.2006 tarihinde boşaltıldığı, davalının ise 24.6.2005 ten beri kiralanan da oturmadığı, kira sözleşmesini feshettiğine ilişkin ihtarnamenin yine 24.6.2005'te davacıya tebliğ edildiği, bu tarihten sonra ise kiralananda davalının boşanma davası açtığı eşinin oturduğu, davacının da bu durumu bilmek ve sesini çıkarmamakla zımnen onunla olan kiracılık ilişkisini kabul ettiği ve dilerse kira bedellerini ondan isteyebileceği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince kira alacağı yönünden temyiz edilmiştir.
Borçlar Kanununun 266. maddesine göre; Kiracı kiralananı ne halde tesellüm etmiş ise kiranın hitamında o halde ve mahalli adeta tevfikan geri vermekle mükelleftir. 1.12.2004 tarihli sözleşme gereğince davacının akidi olan davalı kiracı 15.6.2005 tarihli ihtarname ile sözleşmeyi feshettiğini ve 2005 yılı sonunda yanlar arasındaki kiracılık ilişkisinin sona erdiğini savunmuş ise de yukarıdaki açık yasa hükmü gereğince kiralananı boşaltarak anahtarlarını davacı kiralayana teslim etmemiştir. Taşınmazdan sadece davalının ayrıldığı, boşanma davası açtığı eşinin ise oturmaya devam ettiği ve eylemli olarak kiralananın davadan sonra 20.9.2006 tarihinde boşaltılarak teslim edildiği sabittir.
Türk Medeni Kanununun 194/1. maddesi eşlerden biri diğer eşin açıkça rızası bulunmadıkça, aile konutu ile ilgili kira sözleşmesini feshedemez; aile konutunu devredemez veya aile konutu üzerindeki hakları sınırlayamaz hükmünü içermektedir. Ayrıca hükmün ikinci bendinde de rızayı sağlayamayan veya haklı bir sebep olmadan kendisine rıza verilmeyen eş, hakimin müdahalesini isteyebilir. düzenlemesi yer almıştır. Davalı ve eşi arasında görülüp reddedilen, onanmak suretiyle kesinleşmiş olan boşanma dava dosyasından davaya konu taşınmazın aile konutu olarak özgülendiği açıkça anlaşılmaktadır.
O halde, diğer eşin rızası olmadan veya mahkemece bu konuda tesis edilmiş herhangi bir müdahale kararı bulunmadan aile konutu niteliğindeki taşınmazın davalı tarafından tek taraflı olarak feshi sonuca etkili olmayıp, kiralananın boşaltılıp teslim edildiği tarihe kadar ki ödenmeyen kira bedellerinden sorumludur.
Mahkemece yukarıdaki hususlar düşünülüp tartışılmadan yazılı şekilde hüküm tesisi yanlış olup, bozmayı gerektirmiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 21.05.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy