(4721 S. K. m. 995)
Dava dilekçesinde 5.500,00 YTL (ıslahen 11.961.06 YTL) ecrimisilin faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir.
Mahkemece davanın kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Davacılar vekili dilekçesinde; Ödemiş 533 parsel sayılı taşınmazdaki davacıya ait 585/2400 hisseyi ihaleden satın alan davalının, davacı Yılmaz K.'nın ektiği patatesi yok etmek suretiyle tarlaya el koyduğunu, ancak davacı malik Şükriye K.'nın açtığı dava sonucu önce icra takibinin iptal edildiğini, bunun üzerine davalı adına yapılan tapu tescili sebepsiz kaldığından, tapu kaydındaki davacı hissesine dair davalı adına olan kayıt iptal edilerek davacı adına tescile karar verildiğini, bu nedenle taşınmazın davalı elinde bulunduğu 13.3.2003 tarihinden bu dava tarihi olan 28.3.2005 tarihine kadar toplam 5.500,00 YTL (ıslahen 11.961,60 YTL) ecrimisil, Devlet Destekleme Primi, haksız fiil tazminatının faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davalının söz konusu yeri cebri ihalede bedelini ödeyerek satın alan ve tapu kaydı ile kullanan iyi niyetli 3. kişi olduğunu haksız işgalci olmadıklarını savunarak; davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kısmen kabulü ile; 11.961,00 YTL ecrimisilin faiziyle birlikte tahsili cihetine gidilmiş, hükmü davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Kabule göre; davacıların Sulh Ceza Mahkemesindeki beyanlarından davacı malikin dava konusu taşınmazı uzun süredir kiraya vererek kullandığı anlaşılmasına rağmen, kira kaybı yerine, bilirkişilerin ecrimisil hesabında uyguladığı gelir esasına göre sonuca gidilmesi de doğru değildir.
Davalının ecrimisille sorumlu tutulabilmesi için işgalinde kötü niyetli olması gerekir. Oysa, davalının kullanımı davacının ipotekli borcu nedeniyle hissesinin satılması üzerine 3.11.2000 tarihli ihalede 11.250.000.000 lira bedeli ödeyerek satın almak suretiyle, taşınmazın kendi adına tapuya tescil edilmesine dayanmaktadır. O halde, davalının davacının açtığı tapu iptal kararının kesinleştiği 21.7.2005 tarihinden önceki kullanımı tapu ile malik olmasının gereği olup, iyi niyetli kabul edilmelidir. Mahkemece, yukarıda belirtilen hususlar gözetilerek davanın reddi gerekirken, ecrimisile hükmedilmiş olması doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine 24.05.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy