(4721 S. K. m. 722, 723) (743 S. K. m. 648) (1086 S. K. m. 275)
Dava: Dava dilekçesinde 300.000.00 YTL alacağın faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın 91.678.00 YTL için kısmen kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Davacılar vekili Sarıyer Rumeli kavağı, 2 nolu parselin 4200/14400 hissesi dava dışı Mustafa Saim Tanır adına kayıtlı iken bedeli ödenmek suretiyle satın alındığını ve taşınmaz üzerine iyi niyetli malik sıfatıyla bina ve eklentilerin yapıldığını, ağaç yetiştirildiğini, bunların taşınmazın değerini artırdığını, fakat davalı hazine tarafından açılan tapu iptal ve tescil davası sonucu tapunun iptali ile hazine adına tesciline karar verildiğini ileri sürerek taşınmazın değerini artıran bu kıymetlerin sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca şimdilik 300.000.000.000 lira alacak olarak faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı yapılanların taşınmazın değerine etki etmeyen kalıcı eserler niteliğinde olmaması nedenleriyle davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, toplam 91.678,00 YTL için davanın kısmen kabulü cihetine gidilmiş, hüküm, süresinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Somut olayda, Sarıyer Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 1999/469-2001/392 sayı ve 29.05.2001 tarihli kararı ile; dava konusu taşınmazı kadastro tespitinde gerçek kişiler adına kayıt ve tescil edilmiş ise de, öncesi orman olan bir yerin zilyetlikle ve satın alma yolu ile kazanılması mümkün olmadığından 2 nolu parselin davacı ve müşterekleri adına olan kaydının iptali ile Hazine adına tescil edildiği ve davacılar tarafından taşınmaz üzerine yapılan mütemmim cüz ve teferruatlar ile inşaat ve yatırımların karşılığı olan bedelin sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca tahsilinin istendiği anlaşılmaktadır.
TMK.nun 722. (MK.nun 648) maddesinde; bir kimsenin başkasının arazisine kendi inşaat malzemesi ile bina yapması halinde bu yapının arsanın mütemmim cüz'ü (tamamlayıcı parçası) olacağı ve değişik durumlara göre tarafların hak ve yetkileri kullanacağı düzenlenmiştir. Bu nedenle, dava konusu parsel, mahkeme kararı ile davalıya intikal etmiş olup, parsel üzerinde bulunan yapı ve ağaçlarda anılan yasa hükmü gereğince yer ile birlikte davalıya geçmiştir. Bundan sonra tartışılması gereken konu, malvarlığına geçen bu yapı ve ağaçlar nedeniyle davalı Hazinenin haksız bir zenginleşmesinin olup olmadığıdır.
Arazi malikinin malzemenin sökülüp kaldırılmasını istemediği takdirde; İyi niyetli zilyede, yaptığı zorunlu ve yararlı giderler ödeninceye kadar nesneyi geri vermekten kaçınma hakkı tanındığı için, geri vermek istenmedikçe zilyet, giderim (tazminat) alacağına dayanamaz.
Mahkemece, yukarıdaki ilkeler ışığında davacının taşınmazı terk edip etmediği konusunda inceleme ve araştırma yapılmaksızın hüküm kurulmuş bulunması doğru görülmemiştir.
Kabule göre ise; davalının nasıl zenginleştiği belirtilmeden, TMK. nun 723/son maddesi hükmü gözetilmeden, 20.9.2004 tarihli bilirkişi raporunda somut bilimsel veriler gösterilmeden, soyut ifadeler ile taşınmaz üzerinde yapılan imalatlar nedeniyle arzın değerinde bir artış olmadığı bildirildiği halde, büro, garaj, yaya yolları, barınak gibi basit yapılar dolayısıyla dava tarihi olan 2003 yılı için 63.658,50 YTL, ağaç ve bitkiler için 22.020,00YTL, bahçe düzenleme bedeli olarak 6.000,00 YTL kıymet taktiri ve davalıdan tahsiline karar verilmesi de usul ve yasaya uygun bulunmamıştır.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 19.06.2008 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy