(4721 S. K. m. 6, 995)
Dava: Dava ve birleşen dava dilekçeleriyle toplam 12.000 YTL ecrimisilin faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Davacılar vekili dilekçesinde; komşu taşınmazda bulunan askeri birliğin eğitim çalışmalarını davacılara ait taşınmazda gerçekleştirdiğini, taşınmazda askeri birlikten gelen atık sular nedeniyle gölet oluştuğunu, ayrıca birliğin tel örgü çekmek ve yol geçirmek suretiyle taşınmazın bir bölümünü sürekli olarak işgal ettiğini, davacıların bu nedenlerle taşınmazlarını 20 yıldır kullanamadıklarını belirterek 6.000 YTL ecrimisilin faizi ile tahsilini talep etmiştir.
Birleşen 2006/232 esas sayılı davada ise davacı vekili; paylı mülkiyet hükümlerine tabi taşınmazda davacının da pay sahibi olduğunu belirterek 6.000 YTL ecrimisilin faizi ile tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili dilekçesinde; iddiaların asılsız olduğunu, taşınmazın 20 yıldır kullanılmadığı ileri sürüldüğüne göre davanın süresinde açılmadığını ve zamanaşımına uğradığını, taşınmaza malik oldukları tarihten bugüne kadar tarımsal faaliyette bulunmayan davacıların kötü niyetli olarak hareket ettiklerini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, komşu taşınmazlarda tarımsal faaliyetlerin yürütülmesine rağmen davacıların kendi insiyatifleri ile taşınmazı kullanmadıkları, taşınmaz üzerinde bulunan postal, elbise ve inşaat artıklarının kaldırılarak zirai faaliyette bulunulabileceği, tel örgü ile çevrilen alanın kullanılmasına askeri birlik tarafından engel olunmadığı gibi davacıların bu alanı kullanmak için resmi başvuruda bulunmadıkları, taşınmazda toprak yol oluşturulmasının el atma amacını taşımadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacılar vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir.
Kural olarak, kendi çıkarına haksız olarak başkasının hukuk alanına girerek kazanç elde eden kimse, hak sahibinin zararı ya da yoksullaşması aranmaksızın, bu haksız karışma kazancını geri vermelidir. O halde, başkasının taşınmazını haksız olarak kendi çıkarına kullanan kötü niyetli kimseye, malikinin zararı aranmaksızın o taşınmazı kullanmayacak ya da kullandırmayacak olsaydı bile, kullanma menfaatlerinin ödetilmesi gerekmektedir. Aksi hal zararını ispat edemeyen malikin kötü niyetli zilyetten hakkını istemesine engel olur ki, bu ecrimisilin haksız fiil tazminatı veya sebepsiz zenginleşme istemlerini aşan, bunları tamamlayan görevini yerine getirmesini önler.
Kanun aksini emretmedikçe iki taraftan her biri iddiasını ispat ile yükümlüdür. (TMK md.6).
Somut olayda; davalı idarenin, askeri birliğe ait toprak yolu genişletmek ve sınırlarına tel örgü çekmek suretiyle davacılara ait taşınmazın 1.460 m²lik bölümünü işgal ettiği ve işgalin yargılama sürecinde de devam ettiği sabittir. Her ne kadar davacı taraf taşınmazın tamamının davalı idare tarafından fiilen kullanıldığını ileri sürmekte ise de bu iddiasını ispat edememiştir.
Hal böyle olunca, mahkemece yukarıda yapılan açıklamalar ışığında konusunda uzman bilirkişiden rapor alınmak suretiyle hasıl olacak sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirmelere göre hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz olup bu nedenlerle tarafların yerinde olan temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden tarafa iadesine, 16.09.2008 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy