(818 S. K. m. 41) (2918 S. K. m. 85)
Dava: Esas dava dilekçesinde 3.691 YTL birleşen davada 4.709 YTL tazminatın faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Karşı davada 2.000 YTL tazminatın karşı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece esas davada aktif husumet yokluğundan istemin reddine, karşılık dava ve birleşen davaların kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Esas davada, davalı Burak'ın kusurlu olarak trafik kazasına yol açtığı ve davacının sürücüsü olduğu araca zarar verdiği ileri sürülerek maddi tazminat istenilmiş; bu davaya karşılık, kazaya karışan araç maliki Burak tarafından karşı tarafa tazminat davası açılmış, üçüncü davada da, esas davada davacı sürücünün davaya konu ettiği aracın maliki sıfatıyla Günay tarafından, Burak aleyhine maddi tazminat istenilmiştir. Mahkemece, araç sürücüsü davacının aktif dava ehliyetinin bulunmadığı gerekçesiyle husumet yönünden esas davanın reddine karar verilmiştir.
Birleşen ve karşı davada davacı Günay yönünden 955 YTL maddi tazminatın olay tarihinden yasal faizi ile davalı Burak'tan tahsiline; karşı davada davacı Burak'a ait araçta oluşan değer kaybı nedeniyle 1.125.YTL tazminatın olay tarihinden yasal faizi ile davalı (sürücü) Servet'ten tahsiline karar verilmiştir.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Ancak;
Trafik kazası nedeniyle sürücünün zilyetliğinde bulunan araçta oluşan zararın tazminini, kayden malik olan isteyebileceği gibi, zilyedin de aldığı şeyi tam ve sağlam olarak sahibine iade yükümlülüğü bulunduğundan sürücünün de aktif dava ehliyeti bulunmaktadır. Kaldı ki davacı sürücü aynı zamanda kazaya karışan ticari taksinin kiracı sıfatı ile işleteni olduğunu savunduğuna ve bu yönde gelir kaybından bahisle tazminat isteminde bulunduğuna göre, öncelikle bu savunma üzerinde durulup taraf delilleri toplanarak sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken mevcut delillerin yanılgılı değerlendirilmesi eksik incelemeye dayalı hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 16.10.2008 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy