(2004 S. K. m. 72) (1086 S. K. m. 275)
Dava: Dava dilekçesinde 4.900 YTL borçlu olmadığının tespiti masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili dilekçesinde, müvekkili olan davacının, davalı kooperatifin üyesi olduğunu, 2004 yılı öncesine ilişkin olmak üzere davalı tarafından 4900 YTL. kredi borcunun bulunduğunun iddia edildiğini, ancak herhangi bir borcunun bulunmadığını beyan ederek, bu borçtan dolayı sorumlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı savunmasında, davacının 2002 yılı içinde 450 YTL. ve 777 YTL. nakit para kredisi ile zirai ilaç kredisi aldığını, ancak geri ödemediğini, asıl borç ve faizi dikkate alındığında davacının davasında haksız olduğunu ifade etmiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosyanın incelenmesinden, dava dışı kooperatif yöneticisinin kooperatif üyelerinin isimlerini kullanarak onlar adına borç senetleri düzenleyip, haksız menfaat temin ettiği, bu eyleminden dolayı ceza mahkemesinde yargılanıp, hüküm giydiği ve dosyanın kesinleştiği, bu dosyadaki müştekilerden birisinin de davacı olduğu anlaşılmıştır.
Dava menfi tespit talebine ilişkin olup, bu davada ispat yükü davalıya ait olacaktır. Davalının dilekçesinde delil olarak bilirkişi deliline dayandığı görülmektedir.
HUMK.nun 275 ve devamı maddeleri uyarınca çözümü özel ve teknik bilgiyi gerektiren hallerde Hakim bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir.
Bilirkişi raporunu hazırlarken raporun dayanağı olan somut ve özel nedenleri göstermek zorundadır. Ancak bu şekilde tanzim edilmiş raporun denetimi mümkündür.
Öyle ise mahkemece, kooperatif kayıtları celbedilip, bilirkişi incelemesi yaptırılarak, davacının davalıya olan kredi borcunun saptanmasından sonra (bilirkişiler raporlarında, ilgili ceza dosyası ile de bağlantı kurmalıdırlar.), hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile davanın kabulüne karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 21.10.2008 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy