(818 S. K. m. 63, 104)
Dava dilekçesinde 2962. YTL alacağın faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Yargıtay Kararı
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kâğıtlar okunup gereği düşünüldü.
Davacı vekili dava dilekçesinde, davacı müteahhit ile dava dışı arsa sahibi Sırrı arasında düzenlenen kat karşılığı inşaat sözleşmesi gereğince yapımını üstlendiği binanın (davacıya bırakılan) 5 nolu dubleks dairenin 13.06.1995 tarihli sözleşme ile davalıya satıldığını, ancak davacı ile arsa sahibi arasında çıkan ihtilaf nedeniyle inşaatın süresinde bitmediğini ve davalıya teslim edilmediğini, davalının peşin ödediği daire bedeli 100.000 DM'ı almak için Asliye Hukuk Mahkemesi'nde açtığı davayı kazandığını, taraflar arasında düzenlenen sözleşmenin 3. maddesinde geç teslimden dolayı davacı tarafından davalının oturduğu evin kira bedelinin ödeneceğine dair konulan şart gereğince 1997 Ocak - 2000 Ekim tarihleri arasında 46 ay davalının kirasını ödediğini, evin bedelini davalıya iade ettiğine göre, bu kira bedeli kadar davalının sebepsiz zenginleştiğini belirterek toplam 2962.YTL kira parasının davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili cevabında, davacıdan daire satın aldığını; parasını peşin ödediğini, inşaatın yarım kalması nedeniyle ödenen paranın iadesi için açılan davanın kabulüne karar verildiğini, ancak davacının kiraları ödemediğini, ev sahibine ödenen kira parası ile ilgili dekontlarda davacının adının yazılı olmadığını beyan etmiştir.
Mahkemece; taraflar arasında düzenlenen sözleşmenin 3. maddesi gereğince ödeme dekontlarını elinde bulunduran davacının davalıya ait kiraları ödediği ve davalının ev bedelini geri aldığına göre kira parasını da iade etmesi gerektiğinden bahisle davanın kabulü ile 2962. YTL'nin ödeme tarihinden itibaren faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Gecikme faizi, para borcunu ödemekle temerrüde düşen borçlunun gecikme süresi için alacaklıya ödemesi gereken faizdir. Kanuni gecikme faizinin amacı, zarar ve ziyanın önceden ve maktu olarak tespitidir. Borçlar Kanunu'nun 104. maddesindeki istisna hariç gecikme faizi, mütemerrit borçlu hakkında kendiliğinden yürür.
Nedensiz zenginleşmenin iade borcunun para ile ifa edileceği durumlarda faizin hangi tarihte işlemeye başlayacağı sorunu ile karşılaşılır.
Zenginleşen ister iyi niyetli, ister kötü niyetli olsun, kendisinden iade talep edilmeden önce temerrüde düşmüş sayılması olanaklı değildir. Böyle bir çözümün yasal dayanağı bulunmamaktadır. Haksız fiillerde failin daima mütemerrit sayılması şeklindeki çözüme kıyasen de böyle bir sonuca varılamaz. Nedensiz zenginleşmenin amacı ve özellikle haksız eylemden çok başkadır.
Nedensiz zenginleşme nedeniyle gecikme faizi yürümesi için, borçlunun yani haksız mal edinenin ya bir ihtar ile ya da aleyhine bir dava açılmak suretiyle temerrüde düşürülmesi gerekir.
O halde, iade borcu para borcu şeklindeyse (veya sonradan para borcuna dönüşmüş ise), iade talebinde bulunulmasından itibaren temerrüt faizi işleyecektir.
Edremit Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2000/753-2002/772 sayılı davasında davacı, davalı sıfatıyla davaya konu alacaklara ilişkin olarak mahsup talebinde bulunmuştur. Daha önce davalının temerrüde düşürüldüğü kanıtlanmadığı takdirde mahsup talebinin karşı tarafa bildirildiği tarihte davalının temerrüde düştüğü kabul edilerek bu tarihten itibaren faize hükmedilmelidir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 15.07.2008 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy