(4721 S. K. m. 683, 995)
Dava: Dava dilekçesinde müdahalenin önlenmesi ve 19.800.000.000 lira ecrimisilin faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın müdahalenin önlenmesi yönünden kabulü, ecrimisil yönünden reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Karar: Davacı vekili dava dilekçesi ile; müvekkilinin 5 nolu parselde kayıtlı 3. blok 1 nolu daireyi dava dışı …… adlı şahıstan 17.11.1998 tarihli noter satış vaadi sözleşmesi ile satın aldığını, bu şahıs aleyhine açtığı tescil davasını kazandığını, dairenin dava dışı …. tarafından işgal edildiğini zannederek bu kişi aleyhine müdahalenin önlenmesi ve ecrimisil davası açtıklarını, o dava esnasında davalılarca işgal edildiğini öğrendiklerini beyanla, davalıların müdahalelerinin önlenmesi ile 2004 yılı Ağustos ayından itibaren dava tarihine kadar tahakkuk eden 19.803,00 YTL ecrimisilin işlemiş faizi ile birlikte davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevabı ile; müvekkillerinden davalı …….'nun bu daireyi 11.08.2004 tarihinde dava dışı …. isimli kişiden noter satış vaadi sözleşmesi ile satın aldığını, o tarihten beri diğer davalı annesi ile birlikte iyi niyetle oturduklarını, satın alınan tarihte tapuda davacı adına değil dava dışı …… adına kayıtlı olduğunu, davacının herhangi bir ihtarı bulunmadığını beyanla davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın müdahalenin önlenmesi yönünden kabulü, ecrimisil yönünden ise, davacının davalıları intifadan men etmediğinden söz edilerek reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dosya kapsamından; daireyi davacıya 17.11.1998 tarihinde satış vaadi sözleşmesi ile satan dava dışı ……'nın, aynı daireyi bu kez 15.05.2001 tarihinde dava dışı …..'a satış vaadi sözleşmesi ile sattığı, ……'ın 05.01.2004 tarihinde ……'a, onun da 11.08.2004 tarihinde davalı ……'ya satış vaadi sözleşmesi ile sattığı anlaşılmaktadır.
Somut olayda uyuşmazlık, başlangıçta iyi niyetli olan davalıların hangi tarihten itibaren kötü niyetli duruma düştüğü konusunda bulunmaktadır.
Davalıların, davaya konu taşınmaz üzerinde tapuda tescilli herhangi bir payları yoktur. Diğer bir deyişle davalılar paydaş değildir. Dolayısıyla intifadan men edilme şartı aranmayacağından davanın bu gerekçeyle reddi doğru olmamıştır.
O halde; davalının iyi niyet savunması üzerinde durulup, iyi niyetinin ne zaman ortadan kalktığı hususu, araştırılarak dava konusu yerin davacıya ait olduğunu öğrendiği ve taşınmazı terk etmesi gerektiği tarihten itibaren iyi niyetli sayılamayacağı hususları da değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar vermelidir.
Mahkemece tüm bu açıklananlar nazara alınmadan, eksik incelenme ve yanılgılı gerekçe ile davanın reddi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 23.10.2008 tarihinde oybirliği ile karar verildi.