(818 S. K. m. 104) (2004 S. K. m. 67)
Dava ve Karar: Dava dilekçesinde 5.930,40-YTL. alacak için itirazın iptali, inkar tazminatının masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içerisinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki tüm kağıtlar okunarak gereği düşünüldü.
Davacı vekili dilekçesinde; müvekkilinin davalı idarenin orman alanı dışına çıkarmış olduğu taşınmazı 2924 S. Kanun gereğince kurulan komisyon tarafından, belirlenen bedeli ödemek suretiyle satın alındığını, daha sonra açılan tesbit davası ile ödenmiş olan bedelin yüksek olduğunun belirlendiğini, aradaki 2.033,60 YTL farkın kendisine iade edilmesine rağmen, satış bedelinin ödendiği gün ile iade edildiği gün arasındaki döneme ait olan 5.930,40 YTL faizin ödenmediğini iddia ederek, faiz alacağının tahsili için başlatılan takibe vaki haksız itirazın iptali ile icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiş, Mahkemece, tazminat tutarının davalı tarafından ödendiği tarihten iade edildiği tarihe kadar faiz hesaplaması yapılıp davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Sebepsiz zenginleşme sebebi ile gecikme faizi yürütülebilmesi için borçlunun, yani sebepsiz zenginleşenin bir ihtar ile ya da aleyhine bir dava açılmak suretiyle temerrüde düşürülmesi gerekir.
Davacı, kanun gereği belirlenen komisyon kararına dayanarak ödeme yaptığına göre, ödeme gününde muaccel olmayan borç için davalı mütemerrit sayılamaz (BK. md.104/1).
Davacı taraf, davalı idarenin belirlemiş olduğu bedeli ödemek suretiyle taşınmazı kendi adına tescil ettirmiş, açmış olduğu dava sonunda ödenmiş olan bedelin yüksek olduğu belirlenmiş, karar 07.03.2002 günü kesinleşmiştir. Bu sebeple davalının tahsil etmiş olduğu satış bedelinin bir kısmının geri ödenmesi gerektiği bu tarihte ortaya çıkmış olacağından, davalı ancak 07.03.2002 tarihinden sonrası için mütemerrit sayıldığı faizden sorumlu olabilir.
Yukarıdaki ilke ve esaslar gözetilerek mahkemece, faiz alacağının başlangıcı tarihi olarak tespit kararının kesinleşme tarihinin esas alınması gerekirken, ödeme tarihi esas alınmak suretiyle yazılı biçimde davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı biçimde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu sebeplerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, 25.09.2008 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy